Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Akıl Nimeti   Dr. Seyfullah İSLAM

2017-01-17

  

Tüm hamdler Allah'a subhanehu ve teâlâ salât ve selam Peygamberimiz Muhammed'e sallallahu aleyhi ve sellem olsun.

"Sizi topraktan, sonra meniden, sonra alakadan yaratan; sonra bebek olarak çıkaran, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonra da ihtiyarlamanız -ki içinizden daha önce vefat edenler de vardır- ve belli bir vakte ulaşmanız için sizi yaşatan O'dur. Umulur ki aklınızı kullanırsınız." [1]

"...Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin..." [2]

Bizleri yoktan var eden Allah; yaratılışımızda ana rahminden ölene kadar çeşitli evrelerden geçirmektedir. Allah tüm bu evrelerde bizlere sayısız nimetler vermektedir. Tüm bu nimetlerin öncüsü 'akıl' nimetidir. Bu nimet öyle büyük bir nimettir ki; O'nu subhanehu ve teâlâ tanımak, yaratılışın gayesini anlamak; ancak akıl nimetinin olmasıyla mümkün olur.

İnsanı insan yapan, ilahi vahye muhatap eden, akıl melekesinin olmasıdır. Aklı olmayan kişinin mükellefiyeti de yoktur. Akıl öyle bir nimettir ki; Allah'ın gayesi olan tevhid ilminin kaynağı ve köküdür.

Yaşlılığın afeti olan 'bildiğini bilemez hâle gelmek' ise var olan akıl nimetinin insandan alınmasıdır. Nitekim Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir:

"Allah'ım! Tembellikten, yaşlılığın düşkünlüğünden, korkaklıktan, cimrilikten, yaşlılığın kötü durumlarından, Deccal fitnesinden ve kabir azabından sana sığınırım." [3]

Demans

Demans (bunama) bir yaşlılık hastalığı değildir. Demans bir hastalık ismi de değildir, bir veya birden çok durumun görüldüğü ve zamanla ilerleyen bir tablodur. Kelimeleri seçme, yol bulma, hesap yapma, kavrama, sorun çözme, kişi isimlerini hatırlama vs. zihinsel becerilerin bazı nedenlerle zayıflaması durumudur. Demansın en sık görülen nedeni olup, yaşlılık bunaması olarak bilinen hastalık ise demans hastalarının %60-80'inin muzdarip olduğu Alzheimer hastalığıdır. Bununla birlikte, beyni zayıflattığı için demans hastalığına yol açan yaklaşık 200 farklı etken vardır. Bunların bir kısmı tedavi edilebilmekte iken, diğer bir kısmı ise tam manasıyla tedavi edilememektir. Demans hastalığına %60-80 oranında yol açan Alzheimer hastalığının yanı sıra; kan dolaşımına bağlı olan Lewy body demansı, Parkinson'a bağlı demans, frontotemporal demans, vitamin eksikliği, kansızlık, tiroid yetmezliği (guatr), menenjit, beyinde kitle, kafa travmaları, Allah'ın subhanehu ve teâlâ haram kıldığı her şey (harama bakma, alkol, sigara, AİDS, günahlarda ısrar...) neden olmaktadır.

Günlük yaşantımızda bazen konuşurken kelimeleri bulmada veya şahıs isimlerini hatırlamada zorlanmamız, kimi zaman bir şey için gittiğimiz mutfağa niye gittiğimizi hatırlayamayışımız bizde demans tablosu olduğu anlamına gelmemektedir. Bu durumlar daha çok aklımızı meşgul eden bir şeylerin olması, fiziksel veya zihinsel yorgunluklar veya stresten kaynaklanmaktadır. Unuttuğumuz o şeyi daha sonra hatırlayabiliyorsak veya bize hatırlatıldığında tamam işte şimdi hatırladım diyebiliyorsak demans tablosu değildir. Tam tersine bu durumlar sık görülüp günlük hayatımızı etkilemeye başladıysa ve unuttuğumuz şey bizde tamamen yok ise ve hatırlatılmasına rağmen hâlâ hatırlanamıyorsa o zaman bir demans tablosu ihtimali vardır. Bunun için mutlaka muayene ve tetkik için hekime gidilmesi gerekir.

Alzheimer

Allah'ın subhanehu ve teâlâ yarattıkları içinde en muazzam organlardan biri olan beyin; 1200-1800 gr. ağırlığında olmasına rağmen, 100 milyar sinir hücresi (nöron) barındırmaktadır. Bir tane nöron 50.000-250.000 nöronla bağ kurabilmektedir. Beyinde, nöronların birbirleriyle iletişimlerini sağlayan 100 trilyondan fazla bağ bulunmaktadır. Bu akıl almaz büyüklükte olan şebeke ağında bilginin işleyişi, beynin aktivitesi mükemmel çalışmaktadır.

Yaşlılık bunaması olarak bilinen Alzheimer çoğunlukla 60-65 yaşlarında başlar, yaş ilerledikçe görülme ihtimali artar. Alzheimer hastalığı bir nörodejeneratif hastalıktır. Yani nöronların dejenere olması; sinir hücrelerinde ölüm ve yaptıkları bağlarda azalma, bozulma olması, nöronlar arası iletişim kopukluğuna sebep olur. Bu hastalık gittikçe ilerleyen ve geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açıyor. Bundan dolayı genelde erken dönemde tedavi, hastalığın ilerlemesini biraz daha yavaşlatmaktadır. İlaç tedavisi ile amaçlanan; nöronlar arası kurulan bağın, normal kurulabilmesi için gerek duyduğu maddeleri sağlamak ve nöronlar arası iletişime bir nebze de olsa katkıda bulunmaktır. Nihayetinde kesin bir çözüm sağlanamasa da şuan hastalara tedavi adına yapılabilecek başka alternatif maalesef yoktur.

Bulunduğumuz ânı ve mekanı beynimizle algılayıp sonra da kaydederek ancak o ânı yaşayabilmekteyiz, bunun yapılamadığı bu hastalıkta, hasta, kendisini bir boşlukta hisseder ve ânı yaşayamaz. Bu da onu daha önce belleğinde kayıtlı olan uzak geçmişine götürür ve çocukluk, gençlik yıllarındaymış gibi o dönemi yaşarlar. Kendisiyle bir ömür beraber olan hanımını veya çocuklarını tanıyamayıp yıllar önce ölmüş bir yakını, annesi veya babası zannedebilirler.

Zamanla nöron kaybı artar ve gitgide beyin küçülmeye başlar, bu da ilerleyen evrelerde hastanın daha ağır bir duruma düşmesi anlamına gelir. Hastanın klinik durumuna göre hastalığı evrelendirilir.Belirtilerin başladığı dönemde fark edilebilen belirti en çok; aynı gün içinde kendi elleriyle koydukları eşyaları bulamayıp sürekli yanlış yerlerde aramaları, bir soruyu veya eski bir olayı tekrar tekrar mevzu bahis edip durmaları ve bizzat şahit oldukları olayları hatırlayamamalarıdır. Mesela, birkaç gün önce görmüş olduğu birilerini uzun zamandır görmediğini veya yıllar önce ölmüş birini hâlâ yaşıyormuş gibi anarlar... İlerleyen evrelerde ise; tuvalet, temizlik, giyinme, yeme gibi ihtiyaçlarını göremeyecek kadar bakıma muhtaç hâle gelirler. İlerledikçe acıkma, doyma hislerini kaybedebiliyorlar, bazen de ağızlarına konulmuş lokmayı çiğnemeyi bile unutup boğulma tehlikeleri olmaktadır.

Öneriler

Bazen duygusal problemleri olan yaşlıların durumları demansla karıştırılabilmekte... Herhangi bir meşguliyetleri olmayan veya eşinin, akrabasının ya da arkadaşının ölümüyle başa çıkmaya çalışan yaşlılarda, üzüntü, sıkıntı, yalnızlık hissi sık olarak görülebilir. Bu değişikliklere uyum sağlarken bazı yaşlılarda kafa karışıklığı ve unutkanlık görülebilir. Duygusal problemler, aile, arkadaş ve yakın çevrelerinin desteğiyle hafifletilebilir.

Aileler tarafından demans, yaşlılığın bir parçası olarak değil de yaşlılığın bir hastalığı olarak görüldüğünde, yaşlıların daha fazla acı ve üzüntü çekmesi azalacaktır.

Hastaların aile ve yakınları başlangıç evresinde olsalar dahi onlara günlük yaşantılarında yardımcı olmalıdırlar. Özellikle hangi günde olunduğu, nerede yaşadıkları, bazı yakınların isimleri, evde ve dünyada neler olduğu gibi hayatları hakkındaki detaylar her gün tekrarlanmalıdır. Özellikle hastalığın başlarında hafıza desteği hastanın günlük yaşamında oldukça yardımcı olabilir. Günlük planların listesi, bazı ev gereçlerinin nasıl kullanılacağına dair notlar faydalı ve yardımcı olabilir. Evin içinde hastanın zayıflayan belleğini desteklemek amacıyla ipuçları konulmalıdır. Evin eşyaları, elektrik ve ısıtma sistemleri hastanın kullanımını kolaylaştırıcı ve yaralanmasını önleyici şekilde olmalıdır. Hastanın olabildiği ölçüde aynı mekan ve olanak varsa aynı kişilerle teması sağlanmalıdır. Hastanın evden habersiz uzaklaşmasını önleyici emniyet tedbirleri alınabilir.

Günlük yaşantımızda yaptığımız rutin; giyinme, yemek yeme, temizlik, banyo yapma vb. işler bu hastalar için güç olabilir. Hastaya yardım edilmeli, fakat mümkün olduğunca onların yerine yapılmamalı.

Onlarla iletişim kurarken kısa ve basit cümleler kurulmalı. Onlarla konuşurken öncelikle dikkatini size vermesini sağlayıp konuşun. Yüzüne bakın, yanıt vermesi için zaman tanıyın, sözünü kesmemeye dikkat edin. Hastanın bir kelimeyi bulmada zorlandığını fark ediyorsanız zarifçe uygun kelimeyi söyleyin.

İleri evrelerde hastalar genellikle tuvalet ihtiyacının geldiğini fark edemez ya da tuvaletin yerini veya nasıl kullanılacağını bilemez. Hastanıza gün boyunca tuvalete gitmesini hatırlatın. Okuma bilen hastalar için tuvaletin kapısına büyük harflerle, kolay okunur şekilde 'tuvalet' yazın.

İdrarını veya büyük abdestini kaçırmak, hasta için de yakını için de zor bir durumdur. Bu sırada öfkelendiğinizi fark ettiğinizde Rabbinizin; "Rabbin; anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara 'öf!' bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle." [4] dediğini hatırlayın ve şeytana değil, Rabbinize itaat edin.

Ayrıca hastaya bakım veren kişilerde tükenmişlik, depresyon ve uyum sorunları çok sıktır. Bakım veren kişiler bu açıdan gözlenmeli, hasta bakımları aile arasında paylaşılabilse hem bakım veren kişide bıkkınlık olmaması hem de hastanın daha iyi bir şekilde bakılabilmesi sağlanmış olur.

Demans riskine veya unutkanlık, kavrama, zihin yorgunluğu gibi sorunları olan kişiler bazı önlemleri de mutlaka almaları gerekir. Bu önlemler özetle şunlardır:

• Günde iki öğün yemeye ve sık oruç tutmaya bedeni alıştırmalı.

• Alkol, sigara, harama bakma vs. tüm haramlardan uzak olmalı

• İmkân dâhilinde sık sık yağlı balık tüketilmelidir. Özellikle somon balığı barındırdığı omega 3 yağ asitleri yönüyle beyin açısından oldukça faydalı bir balıktır.

• Sık sık sebze ve meyve tüketilmelidir. (Plastik gibi pürüzsüz, parlak meyvelerdense daha doğal görünümlü ve özellikle mevsimin meyve ve sebzesi tüketilmeli.)

• Düzenli bir şekilde her gün bir bardak havuç suyu için (bazen ara verilmeli her zaman içilmesi gerekmez), Allah'ın izniyle kürü yapmaya başladıktan 4-5 gün sonra eskisi gibi unutkanlığınızdan eser kalmadığını ve daha dinç bir zihne sahip olduğunuzu fark edersiniz.

• Kiloyu dengede tutmalı ve normal kiloda olmaya dikkat etmelidir.

• Kan basıncı (tansiyon) dengede tutulmalı. Düzenli olarak ölçtürmeli ve yüksek ise gerekli önlemler alınmalıdır.

• Diyabet hastası olanlar kan şekerlerini dengede tutmalıdırlar.

• Zihni çalıştıracak aktiviteleri hayatımızın bir parçası yapmak gerekir. Özellikle Kur'an ayetleri ve Allah'ın kevni ayetleri üzerinde tefekkür etmek gerekir.

Akıl hastalıkları hastanesini bir kere dahi olsa imkan olduğunda ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum. Bu nimet gerçekten üzerinde iyice düşünülmeye değer. Şuan bizden bu nimet alınsaydı hâlimiz ne olurdu hiç düşündük mü? Dünyada Alzheimer hastaların çoğunun ortak yaşadıkları şu gerçekler var:

Koca adam bir gün sokaklarda çoluk çocuğun elinde oyuncak olmakta... Bilmediği bir yöne doğru hiç farkında olmadan yürümekte... Yollarda başıboş, anlamsızca dolaşmakta... Bir çocuk misali kaybolacak, kimselere yardıma ihtiyacı olduğunu, hatta kendisinin kim olduğunu dahi söylemekten aciz yürüyecek, nihayetinde ya bir çukura düşecek ya bataklığa saplanacak ya da araba çarpacak ...

Ya Rabbim, Rasûlü'nün sana sığındığı gibi; yaşlılığın illeti olan düşkünlükten bizler de sana sığınıyoruz.

Bir gün; Alzheimer olursak bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz!

Akıl nimetinin şükrü ancak, aklı Allah'ı subhanehu ve teâlâ razı edecek işlerde kullanmakla mümkündür.

Sözümüzün sonu; tüm hamdler Allah'a aittir.

 

 

[1]      .   23/Müminun, 67

 

[2]      .   22/Hac, 5; 16/Nahl, 70.

 

[3]      .   Müslim, Tirmizi.

 

[4]      .   17/İsra, 23

 

Bu Sayfayı Paylaş :