Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Fıkıh ve Fetva Kitapları Çeviri MAKALE

2016-10-19

Allah'a hamd, Rasûlü'ne salât ve selam olsun.

İlim talebesi fıkıh ilmine küçük metin kitaplarından başlamalıdır. Bu da ilim ehlinin metodudur. Bu kitaplara şunları örnek verebiliriz:

Âdâbu'l Meşyi İlâ's Salât: Müceddid İmam Muhammed bin Abdulvahhab'ın kitabıdır.

Umdetu'l Fıkh: İbni Kudame'nin çok değerli bir kitabıdır. Özelliği ise, açık ve kısa olmasıdır. Kitabın öneminden dolayı Şeyhu'l İslam İbni Teymiyye geniş bir şerh yapmıştır. Bunun da bir kısmı basılmıştır.

Talebe bu kitaplardan sonra geniş olan kitaplara geçebilir. Bunlarla alakalı da şu önemli kitaplardan bahsedebiliriz:

1. Delilu't Tâlib Li Neyli'l Metâlib

Zeynuddin Mer'i bin Yusuf bin Ebi Bekr Kermi El-Makdisi'nin meşhur eseridir. Bu kitap da El-Umde'den daha geniş olup, aynı şekilde açık, düzenli ve meseleleri çok güzel sunmuştur.

Şerhleri ise şunlardır:

Neylu'l Meârib Şerhu Delîli't Tâlib. Bu, Abdulkadir bin Ömer Et-Tağlibi'nin orta hacimli bir eseridir. Kitabın içerisinde illetlerin açıklaması ile hükümlerin illetleri bulunmaktadır.

Menâru's Sebil Fi Şerhi'd Delil. Şeyh İbrahim bin Duveyyan'ın şerhidir. Bu kitap, ed-Delil isimli esere önemli katkıda bulunmuştur. Ayrıca Şam'ın Hanbeli âlimlerinin yanında şöhreti çok büyük bir eserdir.

Menâru's Sebîl, ilim ehlinin izah ve açıklamaları ile muteber bir eser hâline gelmiştir. Kitabın, ilim ehli tarafından yapılan sesli şerhleri de mevcuttur.

Nasıruddin Elbâni bu kitabın hadislerini İrvâu'l Ğalîl isimli kitabında tahric etmiş, daha sonra bu çalışmayı Salih bin Abdulaziz tamamlamıştır. Yine Abdulaziz et-Tarîfî'nin de İrvâu'l Ğalîl'i tamamlama çalışması devam etmektedir. Bu çalışma da, Elbâni'nin üzerinde durmadığı eserler hakkındadır. Kitabın içerisindeki hadisler tahric edilerek ve izahatlar yapılarak kitaba hizmet edilmiştir. Kitap üzerinden zaman geçse de yapılan çalışmayla bu coğrafyada yaşayanların yanında yaygınlık kazanmıştır.

Es-Selsebil Fî Marifeti'd Delil: Şeyh Salih El-Buleyhi'nin yazdığı güzel bir haşiyedir. Müellif, bu haşiye ile ed-Delil eserine önemli bir katkıda bulunmuştur. Bunun yanında şeriatın hikmeti ve güzelliklerinin beyanı ile beşeri kanunlarla amel etmenin zararları gibi konulara da ehemmiyet vermiştir. Bunun yanında kitabını Şeyhu'l İslam İbni Teymiyye, İbni Kayyım, Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab ve davet imamlarının tercihleri ile de süslemiştir. Bir de Şeyh Muhammed bin İbrahim, İbni Baz ve az da olsa Şeyh Salih el-Hureysi'nin tercihlerine de yer vermiştir. Şeyh Salih el-Hureysi de Şeyh Buleyhi'nin hocasıdır. Buna ilaveten dört mezheb imamının, zahirilerin ve diğerlerinin sözlerinden de bahsetmektedir. Bu eser, Zadu'l Müstakni'ye delil olmaya en yakın kitap olup, aynı zamanda hem mezhebine uyan hem muhalefet eden imamların görüşlerinin açıklaması niteliği taşımaktadır. (Abdulkerim Hudayr'ın Suud'un İbni Baz, Elbâni gibi muasır tanınmış kişilerin kitaplarına yer yer vurgu yapması ve tavsiye ediyor oluşu, bizim bu kişilerin kitaplarını tavsiye etmemizi ve itikadi sapkınlıklarını tasvip ediyor olmamızı gerektirmez. -Çeviren-)

2. Zadu'l Müstakni

Bu kitap da Şerefuddin el-Hicâvi'nin el-Muknî isimli kitabının muhtasarıdır ki Hanbeli fıkhınının en güvenilir metin kitaplarındandır. İhtisar sahibi, meseleleri kısaltarak toplamış, hacmini küçültmüştür. Bu coğrafyadaki (Suudi Arabistan) Hanbeliler, Zadu'l Müstakni'ye önem vermişlerdir. İlim ehli bu kitabı okumaya, okutmaya, şerh etmeye ve ders yapmaya ehemmiyet vermişlerdir. Kitabın yazılı ve sesli şerhleri çok fazla olduğu gibi, bu topraklarda yaşayan ilim ehlinin çoğunluğu tarafından da bunlar kaydedilmiş ve böylece kitaba üstün bir katkı olmuştur.

Zadu'l Müstaknî, Şeyh İbni Atik ve Şeyh Süleyman bin Atıyye tarafından nazım/beyit hâline getirilmiştir. Şeyh Süleyman bin Atıyye, Zadu'l Müstaknî'yi recez şeklinde uzunca nazım hâline getirmiştir. (Recez, kaside tarzında yazılan manzumedir. -Çeviren-)

Zadu'l Müstakni Üzerine Yapılan Çalışmalar

a. Muhtasarlar

Zadu'l Müstaknî'nin muhtasarları da çoktur. Örneğin, Muhtasaru'l Hirakî. Bu kitaba eskiden beri insanlar çok önem göstermişlerdir. Bu kitap muhtasar olanların en kısasıdır. Kitaba ait şerhler de bulunmaktadır. İlk seviyede olanlar için yeterli ve aynı zaman da kolay bir kitaptır. Bunun dışında muhtasarlar da çoktur. Fakat muhtasarların içerisinde en önemlisi bu kitaptır.

b. Şerhler

1. Er-Ravdu'l Murbî: Şeyh Mansur bin Yunus bin İdris el-Buhûtî'nin şerhidir. Bu da o bölgede okunan en meşhur kitaptır.

Er-Ravdul Murbî Haşiyeleri:

Bu şerhin üzerine de;

- Şeyh Abdullah Ebu Butayn'ın

- Şeyh Abdullah el-Ankarî'nin

- Şeyh Abdurrahman bin Kasım'ın haşiyeleri bulunmaktadır. Şeyh Abdurrahman bin Kasım'ın da haşiyesi bulunmaktadır ki bu da kendinden önceki haşiyeleri geçmiş ve içerisine önceki haşiyelerin özü ve faideleri yerleştirilmiştir. Bu eser, Abdullah bin Cibrin'in katkılarıyla yedi cilt hâlinde basılmıştır.

2. El-Kelimâtu's Sedâd Alâ Metni'z Zâd: Zadu'l Müstaknî'nin üzerine yapılan taliklerden bir tanesi Şeyh Faysal bin Mübarek'in el-Kelimâtu's Sedâd isimli eseridir.

3. Ez-Zevaid Alâ Zâdi'l Müstakni: Şeyh Muhammed bin Abdullah el-Huseyn'in de Zadu'l Müstakni'nin üzerine yaptığı haşiye ve talikidir. Müellif, Zadu'l Müstakni'nin içerisindeki el-İknâ'nın ziyadelerini ayırmış, daha sonra üzerine haşiye yazmıştır.

4. Eş-Şerhu'l Mumti': Zadul Müstaknî'nin şerhlerinden en önemli ve güzel olanlarından bir tanesi de Muhammed bin Salih bin Useymin'in ismi gibi hoş olan eş-Şerhu'l Mumti' kitabıdır. İleri seviyedeki ilim talebeleri müstesna, ilim talebelerine bu kitabın meseleleri, metni ve şerhinin anlaşılması ele almaya cesaret edilmeyecek kadar zordur. İbni Useymin bu kitapta Zadul Müstaknî'nin konularını basit ve kolay bir şekilde çözmüş, kitaptaki meselelerinin üstesinden gelerek çok basit hâle getirmiştir. Zaten bu da İbni Useymin'in şerhini yaptığı her kitabında yaptığı bir şeydir.

5. Eş-Şerhu'l Muhtasar Alâ Metni Zadi'l Müstakni': Salih el-Fevzan'ın da Zadu'l Müstakni'yi şerh ettiği orta hacimde bir eseri vardır. Eserinde çoğunlukla er-Ravdul Murbi'ye dayanır ve kitaptaki lafızların tahlili/analizi mevcuttur. Bu da, kitabı konunun dışına çıkmadan anlamak isteyenler için faydalı bir kitaptır.

Fıkıh Kitaplarını Okuma Metodu Üzerine Tavsiyeler

Şurası unutulmamalıdır ki, ilim talebesine muhtasar kitapların okunmasını ve bu kitaplara önem göstermesini tavsiye ediyor oluşumuz, bu kitapların hatadan korunmuş olması anlamına gelmez. Buna örnek ise ele aldığımız Zadu'l Müstakni'dir. Kitap, kendi mezhebine tam otuz iki meselede muhalefet etmiş, ayrıca bazı konularda da racih olan görüşe de muhalefet etmiştir.

Yaptığımız bu tavsiyeler, ilim talebesini bu kitaplara bağlı kılıp bununla amel etmesini gerektirmez. Biz fıkıh kitaplarını aşağılamak için 'Zadu'l Müstakni'yi ezberleyen ve anlamaya çalışan kişi kulların hükmünü kabul etmiştir' diye yaygara yapan bazı aşırıların/fanatiklerin söylediği gibi söylemiyoruz. Çünkü bu söylemlerin ortaya konulması fakihleri ve fıkıh kitaplarını aşağılamayı beraberinde getirir. Hükümleri doğrudan Kitap ve Sünnetten alma konusunda ise şunu deriz: Asıl olan Kitap ve Sünnettir. Biz Allah'ın kitabı ve Nebi'nin sallallahu aleyhi ve sellem sünnetinin getirdiği şeyleri din ediniriz.

Fakat ilim talebesi araştırmanın birinci adımı olarak fıkhı ilk önce bu muhtasar kitaplardan öğrenir. Bu kitabı okur ve meseleleri alır. Bu da kitabın üzerinde yaptığı ilk çalışma olur. Hocasından aldığı dersten ya da okuduğu haşiye ve şerhlere bakarak meseleleri doğru anlayıp anlamadığına dikkatli bir şekilde bakar. Burada asıl hedeflenen, konuların ince bir şekilde düşünülmesidir. Bundan sonraki aşamada kitabın müellifinin deliline bakar. Ardından bu meselede mezheb imamlarından bu imama uyan kimsenin olup olmadığını kontrol eder. Bu aşamadan sonra ise, bu meselede kitabı okunan müellife muhalefet eden kişiye ve getirdiği delile bakar. Eğer delilleri karşılaştırmaya ehil ise, bunları karşılaştırır. Sonunda da tercih etmeye ehil ise, tercih yapar. Anlattığımız bu güzel aşamalar uygulandığında o meselede bırakın talebeyi, âlim ortaya çıkmış olur!

Öğrenci eğer bir kitabı tam manasıyla bu metotla okur, Allah'a bunu tam bir ihlasla yerine getirir ve gayesi de ilmi öğrenmek olursa, bundan güzel bir şekilde faydalanır.

Bunun yanında Allah'ın istediği şekilde O'na ibadet etmeli, başkalarına faydalı olmaya çalışma niyeti ile bu yolu ciddiyetle takip etmeli, ilim ehline saygı gösterip, naslar karşısındaki gereken saygısını da yerine getirmelidir. Öğrenci, bu sayılanları kendisini aydınlatan bir kandil olarak kılmalıdır. Bunun karşılığında Allah da ihtiyaç duyduğunda kendisine yardım eden kuvvetli bir ezber ve meseleleri tasavvur etmesine yardım edecek bir anlayış verecektir -inşaallah-.

Bu metotla edinilen fıkıh, ilim talebesine yardımcı olur ve yolunu kolaylaştırır. Bu anlattığımız da bizim taklide çağırdığımız anlamına gelmez. Biz ittibaya çağırırız ve asıl olan da delildir. Fakat talebeye işin başında 'Kitap ve Sünnetten fıkıh öğren!' denilebilir mi? Örneğin, bir kişi namaz babının fıkhını öğrenmek ve Allah'ın kitabında namazla alakalı olan ayetlerle amel etmek istediğinde, namazda nasıl hareket edecek? Kur'an'da namazın emredilmesi 'Namazı kılın' (2/Bakara, 43) şeklindedir. Fakat içerisinde hiçbir detay yoktur. Namazın detayı da sünnettedir. Peki kişi namaz hükümlerini sünnet kitaplarından nasıl alacak? Buhari'den başlasa uzunca vaktini alır, ömrü biter ve nasıl kılacağını da bilemez. Niçin? Çünkü Müslim'de, Buhari'nin üzerine namazla ilgili yapılan ziyade hükümler vardır. Aynı şekilde Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed ve Beyhaki'de de vardır. Bu konudaki hadisler de oldukça fazladır.

İlim talebesine 'Kitap ve sünnetten fıkıh öğren!' dediğimizde, gidip Sahih-i Müslim'de 'Köpeklerin Öldürülmesi Emri Babı'nı okur. Dolayısıyla eline silahı alır ve köpek gördüğü zaman öldürür. İleriki zamanlarda gelen derste 'Köpeklerin Öldürülmesi Emrinin Neshedilmesi' babını öğrenecektir. Sonra ne yapacak, dönüp köpekten özür mü dileyecek?

Fakihler bu meselelerle alakası olan bir konuyu tek bir satırda belirtmişlerdir. Bunun delilleri de kitaptan araştırılır. Defalarca şunu tekrarlamışımdır ki, fıkıh kitapları vazgeçilmez kanunlar değildir. Sadece ilim talebesine kolay olan araştırma planı ve öğeleridir. Öğrenebilen de bu şekilde öğrenmiş olur.

Ayrıca mezheplere mutaassıp olanlar bulunmaktadır. Mezhep mutaassıpları, müellifin sözünün bağlayıcı olduğunu ve bunun dışına çıkmanın caiz olmadığını düşünmektedirler. Mezheplerin başka hususlarında da mutaassıp bulunmaktadır. Fakat bu taassup yerilmiştir. 'Dört mezhep dışına çıkmak caiz değildir' diyen kimseler de bulunmaktadır. Bu sözü Kitap, Sünnet ve sahabe sözüne muhalif olsa da söylemektedirler. Bunun karşısında da bu kitaplara (fıkıh kitaplarına) bakmayı haram sayan kimseler de bulunmaktadır.

Allah'ın dini ifrat ve tefrit arasında vasattır ve işlerin en hayırlısı da vasat olanıdır. İlim ve amel imamlarının yazdığı bu kitaplardan faydalanırız. Fakat bunlar bağlayıcı kanunlar değil, ancak bize yol gösteren bir beyandır.

İlim talebesine nasihat içerikli bir kitap olarak Şeyh Abdulkadir bin Bedran'ın 'El-Medhal ilâ Mezhebi'l İmâm Ahmed' isminde çok hoş ve faydalı bir eseri vardır. İçerisinde ilim talebesine faydalı olan nasihatler içermektedir. Zaten din nasihattir ve ilim talebesine nasihat mutlaka gereklidir.

Üzülerek söylemeliyim ki insanları okumaya yönlendiren kimseler, kendilerinin ihtiyaç gördüğü kitaplara bakmaktadırlar. İlim talebesi kendilerine geldiğinde 'falanca kitabı oku' diyerek, öğrencinin ihtiyacına göre değil, hocanın kendisinin ihtiyaç gördüğü kitap söylenmektedir. Burada doğru olan öğrencinin ihtiyacına bakmaktır. Elbette ki son seviyede olan bir öğrenci kendisinde bulunan ilmin temellerini çoğaltmaya çalıştığında ona bu kitabı sunup 'bu kitap senin için gereklidir ve onu beraber işleyelim' demek doğrudur. Hiçbir kitap faydasız değildir. Hacmen büyük olan bir kitaba ihtiyaç duyup kendim bile vaktimden dolayı tek başıma okuyamıyorsam, ilk seviyede olan öğrenci geldiğinde bu öğrencinin okumasını nasıl isterim? Bir şahıs gelip akide konusunda bir kitaptan sorsa ona 'Deru Tearudi'l Akli ve'n Nakli/Akıl ve Naklin Çatışması' kitabını veya Darekutni'nin İlel'ini mi oku diyeceğim? Bu mümkün değildir. Şüphesiz bu talebenin vaktini kaybetmesidir.

Bundan ötürü Şeyh Abdulkadir bin Bedran'ın 'El-Medhal ilâ Mezhebi'l İmâm Ahmed' isimli kitabında diyor ki: 'Bundan dolayı bu kitabım fıkıh ilmine giriş niteliğindedir. Bu ilme bağlı olan nasihatlerden de bahsetmek hoşuma gider.' Şunu da diyebilirim ki: Nasihatin farz gibi olmasında hiçbir beis yoktur. Özellikle de âlimlere. Hoca olan kimseye başlangıç seviyesindeki öğrencilere okutmak istediğinde öncelikle en kısa kitaptan veya Hanbeli olsa da Şeyh Mansur'un kısa bir metin kitabı Umdetu't Talib'ini veya Şafii olsa da Ebu Şuca'nın El-Ğaye'sini veya Maliki olsa da El-Aşmâviyye'yi veya Munyetu'l Musallî veya Hanefi de olsa El-İdah'ı okutması dini bir zorunluluktur.

3. El-Muknî

İbni Kudame'nin (Ebu Muhammed Muvaffakuddin Abdullah bin Ahmed bin Muhammed bin Kudame el-Cemmaili el-Makdisi ö. 620/1223) Muknî isimli kitabı buna bir örnektir. İbni Kudame bu kitabını orta seviyede olanlar için yazmış, kitabın içerisinde bir rivayet yerine iki rivayet nakletmiştir. İlim ehli bu kitaba fevkalade önem göstermişlerdir.

El-Muknî Şerhleri

Kitabın da öneminden ötürü şerhleri oldukça fazladır. Bunlar ise şunlardır;

Eş-Şerhu'l Kebîr: (Müellifin yeğeni Ebu'l Ferec İbni Kudame'nin bu çalışması El-Mukni üzerine yapılan ilk şerhtir. Eş-Şâfî adıyla da anılan eserde Hiraki'nin el-Muhtasar'ına İbni Kudâme'nin yazdığı el-Muğni adlı büyük şerh esas alınmış, ayrıca onda bulunmayan bir takım mesele ve rivayetler eklenmiştir. Şârih önce el-Mukni'in metnini açıklamış, ardından konuyla ilgili görüşleri zikredip delillerini ayrıntılı biçimde inceledikten sonra kendi tercihini belirtmiştir. DİA -Çeviren-)

El-Mubdî fî Şerhi'l Muknî: Ebu İshak ibni Muflih tarafından yapılan şerhtir. (Hanbeli fıkıh ansiklopedisi mahiyetindeki bu eser, el-Mukni'in en büyük şerhidir. İbni Muflih, el-Muķni'de geçmeyen bazı konuları 'fer', 'tenbih', önemli hikmetleri de 'faide' başlığı altında vermiştir. DİA -Çeviren-)

El-İnsâf fî Marifeti'r Râcihi Mine'l Hilâf: Ali bin Süleyman el-Merdavi'nin yaptığı şerhtir. (Ali bin Süleyman el-Merdavi'nin bu şerhinde mezhepte ter­cih edilen sahih görüşler geniş biçimde anlatılmış, her meselenin delilleri zikredilmiştir. DİA -Çeviren-)

Süleyman bin Abdullah'ın Haşiyesi: Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab'ın torunudur. (Süleyman bin Abdullah'ın yazdığı bu haşiye Hanbeli mezhebinin fıkıh haşiyelerinin en değerlilerinden bir tanesidir. Âlimlerin birçoğu bu kitaba övgüde bulunmuştur. Şeyh Muhibbuddin el-Hatib kitabın mukaddimesinde şunları demiştir: 'Bu haşiye çok kıymetlidir. Şeyh Süleyman bin Abdullah bu kitabı Şerhu'l Kebir, el-Mubdi, el-İnsaf derlemiş, kısaltmış ve diğer şerhlerden de biraz eklemelerde bulunmuştur. Bu haşiye, hükümleri, rivayetleri kişiyi büyük kitaplara ihtiyaç duymayacak şekilde bir araya getirmiştir.' -Çeviren-)

El-Muknî'nin Nazımları:

İbnu Abdu'l Kavi'nin yazdığı oldukça uzun nazmı mevcuttur. Bu kitap, iki cilt hâlinde basılmıştır. Bu kitabın muhtasarını da İbni Ma'mer bir cilt hâline getirmiştir.

İbni Ma'mer'in muhtasar yaptığı kitabın problemi ise şudur: İbni Ma'mer hem El-Mukni'nin hem de El-Mukni'nin muhtasarı olan Zadu'l Müstakni'nin arasındaki uyumu sağlamaya çalışmıştır. Zadu'l Müstakni'ye uymadığı için bir takım kelimeleri veya bir satırı bazen beyitten kaldırmıştır. Beyitin içerisinden bir kelime veya bir satır kaldırıldığı zaman düzensiz olacağı gibi kitabın görkemliliği de gideceği kesindir. İbnu Abdu'l Kavi'nin uzun nazmına bu açıdan bakıldığında daha kabiliyetli olduğu anlaşılır. Zira el-Muknî gibi bir kitap bu konuda mahir olan kimseye ihtiyaç duyar. Binlerce beyitin arasından seçilmiş ve ilim talebelerine kolay olması açısından önem gösterilmesi gerekir.

İlim talebesinin fıkha ihtiyacı olduğu için bu manzumelere uzunluğuna, zorluğuna ve kötü basımına aldırış etmeden -özellikle de İbnu Abdul'l Kavi gibi mahir olan kişilerin yazdığı nazımlara- ehemmiyet vermesi gerekir. Çünkü nazım hâline getirilmiş eserler ilmi muhafaza eder.

4. El-İkna' Li Talibi'l İntifa'

Fıkıhta ilim talebesi için önemli kitaplardan bir tanesi de, Hanbeli mezhebinde toplayıcı nitelikte olan, Zadu'l Müstakni'nin sahibi Şerefeddin el-Haccâvi'nin (Ebu'n Neca Şerefuddin Musa bin Ahmed bin Musa el-Haccavi el-Makdisi ö. 968/1560) yazdığı El-İkna' Li Talibi'l İntifa' kitabıdır. Kitabın içerisinde oldukça fazla mesele olmasının yanında üslubu da orta seviyede olan öğrenciye uygundur.

5. Keşşâfu'l Kinâ An Metni'l İkna'

El-İkna' Li Talibi'l İntifa'nın basılı ve piyasada var olan Keşşâfu'l Kinâ' isimli şerhi de vardır. Bu şerh Mansur bin Yunus el-Buhuti'ye aittir. Bu kitap da Hanbeli mezhebi kitaplarının konularını, bölümlerini ve önemli bölümlerini toplayan en kapsamlı eserdir. Hatta bu kitap için, Hanbeli mezhebi ile ilgili herşeyi topladığı için 'Mezhebin Süpürgesi' tabirini kullansak yerinde olur. Kitap defalarca basılmıştır. Ayrıca tahkiki ve basımı da Suudi Arabistan Adalet Bakanlığı tarafından desteklenerek devam etmektedir.

6. Münteha'l İrâdât

Tam ismi, Münteha'l İrâdât fî Cem'i'l Mukni' Maa't Tenkîh ve'z Ziyâdât. Hanbeli mezhebinin en asıl kitaplarından bir tanesidir. İbni Neccar diye meşhur olan Takiyyuddin Muhammed bin Ahmed El-Futuhi'nin eseridir. Kitap, el-Mukni' ve et-Tenkihu'l Müşbi' fi tahrîri'l Mukni' (Bu kitap, Ali bin Süleyman el-Merdavi'nin olup, El-İnsâf fî Marifeti'r Râcihi Mine'l Hilâf isimli şerhini kısalttığı eseridir. -Çeviren-) isimli eserlerin bir araya getirilmiş hâlidir. Buhutî, bu eseri 'Dekaiku Uli'n nühâ li Şerhi'l Müntehâ' adıyla şerh etmiştir. İbnu'l Kaid ismiyle meşhur olan Osman bin Ahmed En-Necdi de bunun üzerine haşiye yazmıştır. Münteha'l İrâdât eserinin Hanbeliler açısından olan şöhretini açıklamaya dahi gerek yoktur. Çünkü Hanbelilerin son dönem âlimleri, Hanbeli mezhebinin El-İkna' ve Münteha'l İrâdât kitabı üzerinde hemfikir olduğunu kabul etmişlerdir. İki eserin içerisindeki bilgiler zıtlık gösterse bile Münteha'l İrâdât'ın mezhepte daha temel kitap olduğunu ifade etmişlerdir.

7. Ğayetu'l Muntehâ fi'l Cem'i Beyne'l İkna' ve'l Münteha

Mer'î bin Yusuf el-Kermi, bu eserinde Münteha'l İrâdât ile El İkna' adlı eserini bir araya getirmiştir.

8. Metalibu Uli'n Nuha fî Şerhi Ğayeti'l Muntehâ

Ğayetu'l Muntehâ'nın, Şeyh Mustafa es-Suyuti Er-Ruhaybani tarafından yapılan şerhidir.

Ayrıca bu kitapların her birinin özelliklerini uzunca anlatmamız gerekir.

9. El-Kâfî

Hanbeli fıkıh kitaplarından bir tanesi İbni Kudame'nin El-Kâfi eseridir. Kitabın özelliği, müellifin kitabın içerisinde İmam Ahmed'den gelen en uzun rivayetleri alması, bütün rivayetlerin delilini ve kaynağını getirmesidir. Ancak kitap sadece mezhep konusunda yazılmış ve bunun dışına çıkılmamıştır.

10. El-Furu'

Hanbelî mezhebindeki önemli kitaplardan bir tanesi de İbni Muflih'in El-Furu' isimli eseridir. Kitap gayet güzel oluşu ile ön plana çıkmaktadır. El-Furu' Alâaddin el-Merdâvi'nin tashihi ile beraber defalarca basılmıştır. Son olarak da Hanbelilerin yanında meşhur olan İbni Kundus'un haşiyesi ile beraber basılmıştır.

11. El-Muğni

Hanbeli mezhebinin kitaplarından bir tanesi de İbni Kudame'nin El-Muğni isimli eseridir. Kitap mezhebin delillerinden bahsetmektedir. El-Muğni'nin ilk baskısı Kral Abdulaziz'in katkılarıyla el-Menar matbaasında basılmıştır. Fakat birinci cildinde çok fazla matbaa hataları vardır. Daha sonra bu hatalar giderilmiş ve birçok defa basılmıştır. Muğni'nin baskıları birçok matbaa tarafından basılmıştır. İkinci defa el-Menar matbaasında, ardından el-Ezheriyye Fakülteleri, el-İmam matbaalarında basıldıktan sonra en son Dr. Abdullah et-Turki'nin tahkiki ile on beş cilt hâlinde basılmıştır. En kıymetli baskılardan bir tanesi de budur. Bu baskıda bazı nüshalardan alıntı yaptığı hadisler ve eserlerden de bahsetmektedir. Şu andaki mevcut en iyi baskı budur.

Mezhepler Mezhep Kitaplarından Öğrenilmelidir

Mezheplerin fıkıh kitaplarının çokluğuna bakıldığında içlerinden en çok Hanefiler'in, daha sonra Şafiiler'in sonra sırasıyla Hanbeli ve Maliki'lerin kitapları gelir. Bunların hepsi de dikkat edilmesi gereken ve takdire şayan kitaplardır. Bu kitapların hepsi de çok önemlidir.

İlim talebeleri mezhepleri, mezhep sahiplerinden alma hususunu dikkate almalı, önem göstermeli ve bunda gafil davranmamalıdır. İmam Ahmed'in mezhebine bakmak istiyorsa Hanbeli mezhebinin kitaplarına başvurmalı, İmam Ebu Hanife'nin mezhebine bakmak istiyorsa Hanefi mezhebinin kitaplarına başvurmalıdır. Çünkü mezhep imamları kendi mezheplerini daha iyi bilmektedirler. Fakat buna karşın Hanbeli ve diğer mezhepleri Kurtubi tefsiri gibi tefsirlerden veya Fethu'l Bari, Neylu'l Evtar ve diğer hadis şerhlerinden ediniyorsak, burada hata yapmış oluruz. Bu kitaplardan alıntı yapmak öncelikle menhecteki dengesizliktir. Her sözün sahibine kendi kaynağından bakılması gerekir. Bir sözü sahibine isnat etmede asıl olan da budur. Bunun yanında alıntı yaptığı kitabın müellifi mezhepte bilinmeyen bir rivayete dayanmış olabilir. Bazen de alıntı yapılan bu kitaptan o mezhep imamının ekolünün bu yönde olduğu düşüncesi kendisine baskın gelebilir. Ya da birçok hadis şerhi kitabında olduğu üzere, mezhep imamının o sözünü, şerhini yapmak istediği hadise doğru çevirir. Örneğin yazar, İmam Ahmed'in görüşünü zahirilik ile beraber açıklar. Sayılan bu sebeplerden dolayı da Hanbeli ve diğer mezheplerden nakil yapan kimse hata yapabilir. Dolayısıyla İmam Ahmed'in eserî olduğu ve bunu da çiğnemeyeceği müellifin zihninde oluşur. Böylece müellif, İmam'a nispet edilen rivayetlere, çıkarımlara ve işaretlere dayanabilmektedir.

İlim talebesi, bu metodu takip etmemelidir. Bilakis hangi mezhebi araştırmak istiyorsa, o mezhebin kitabına bakmalıdır. Hatta mukayeseli fıkıh kitaplarına dahi güvenmemelidir.

Mezhepleri delilleri ile beraber ele alan kapsamlı, büyük kitaplar ise, başlangıç, orta ve bilinen öğrenim seviyeleri aşıldıktan sonra bu alanda başvurulması gereken en önemli kitaplardır. Söz konusu bu kapsamlı eserler delile önem verir. Zaten önemli olan da delildir. Öğrenci bu okumaya hazır olduğunda bu kitapları daha iyi anlayacak ve mezheplere vakıf olacaktır.

Diğer Bazı Fıkıh Kitapları Üzerine Değerlendirmeler:

El-Mecmu' Şerhu'l Muhezzeb

Bu eser, İmam Nevevi'ye aittir.

Fethu'l Kadir

Hanefî fıkhı kitaplarındandır. İbnu'l Hummam'ın (ö. 861/1457) Burhaneddin el-Merğinani'nin el-Hidaye adlı eserine yazarak hizmet ettiği bir şerhtir. Hidaye isimli esere bir çok yönden hizmet edilmiştir. İlim talebelerinin asıl kaynakları desteklemek ve ona hizmet olarak yazılan kitaplara önem vermelerini isterim. Bunların içerisinde en büyük hizmeti de Nasbu'r Raye isimli kitabı ile Zeylai (Ebu Muhammed Fahruddin Osman bin Ali bin Mihcen bin Yunus es-Sufi el-Barii ez-Zeylai ö. 743/1343) vermiştir. Müellif, bu eserinde Hidaye'nin hadislerini tahric etmiştir. Çünkü fakihler kitabın içerisinde sadece hadislerden bahsederler. Hadis dalında uzman olmadıkları için de asıl itibari ile sabit olmayan hadislerden delil getirebilmektedirler. Bu yüzden fıkıh kitaplarında zayıf hadisler oldukça fazla olabilmektedir. Tabi bu konuda da asla kınanmamalıdırlar. Çünkü bu alanda ihtisas sahibi değillerdir. Bu alanda bilgin olanlar da kitapların içerisindeki hadislerin kaynaklarını ortaya koymaya çalışmışlardır. Yapılan bu çalışmalarla da kitap tamamlanmış olmaktadır. İbni Hummam, Hafız İbni Hacer'in öğrencilerinden biri olarak bilinmektedir. Bu eseri de Hanefi kitaplarının en güzelidir. Fethu'l Kadir, Hanefiler için güvenilir bir kaynak olan İbni Abidin'in Haşiyesi'nden benim için daha tercihe şayandır.

El-İstizkar

Asıl itibari ile hadis şerhi olan ve fakihlerin mezhepleri arasında kıyas niteliğinde olan İbni Abdilber'in eseridir. Bundan daha önce Muvatta şerhlerinden bahsederken bu kitaba da değinmiştik. İstizkar, mezheplerin delillerinden uzunca bahsetmektedir. Bu eser aynı zamanda delilleri ile mukayeseli fıkıh kitabı olarak da kabul görmüştür.

El-Muhallâ

İlim talebelerinin okuması gereken kitaplardan bir tanesidir. Bu kitap İbni Hazm'ındır. Kitap kendi içerisinde Selef'in fıkhı ve eserlerini barındırmaktadır. İçerisinde kendi yöntem ve usulü açısından, delile de önem vermiştir. Çünkü kendisi zahiri mezhebindendir. Fakat gerek ilk ve orta seviyede olan ilim talebelerine bu kitabı asıl olarak kabul etmemelerini ve kitabın üslubuna göre eğitim almamalarını tavsiye ederim. Zira bu kitap, büyük âlimlere sert ve ağır üsluplarla yaklaşmaktadır. Tabi ki tahsilini tamamlamış, naslardan eğitimini almış ve şer'i edep ile edeplenmiş ve insanlarla muameledeki edebini bu ümmetin selefini takip ederek almış âlim bir kimse için bu kitabın okumasında hiçbir sakınca yoktur. Kitabın içerisinde muazzam bir ilim vardır ve bu da faydasız görülemez. Fakat ilk ve orta seviyede olan öğrencinin bu kitaba yönelmemesi gerekir. Çünkü içerisinde bazı ilim ehli kimseler hakkında söylenmemesi gereken üsluplar barındırmaktadır.

Bu üsluplar Müslümanların kendi arasında dahi olmaması gerekirken, İbni Hazm bunları ilim ehline layık görmüştür. Tüm bunlara rağmen Ebu Muhammed İbni Hazm güçlü ibareler, kuvvetli cedel içeren bir açıklama ortaya koymuştur. İlim talebesi bundan istifade edebilir ve ondan ilmî tartışma yöntemini çıkarabilir.

Bu kitaplardan sonra da özellikle bu asrımızda fıkhi konular daha önemli bir hâle gelmiştir ve böylece ilim ehlinin hazırlamış olduğu fetva kitaplarına olan gereksinim de ortaya çıkmıştır.

— Hocam, Hanefi, Maliki ve Şafii mezhebinin delillerini yazan kitaplarından hangileri en iyisidir? Her mezhebin bu konuda kitapları var mıdır?

Elbette her mezhebin kendi içerisinde yazmış olduğu delilleri ön plana çıkaran kitaplar mevcuttur.

Hanefi Fıkıh Kitapları'ndan tavsiye edebileceklerimiz ise şunlardır:

◆ Fethu'l Kadîr Şerhi.

◆ El-Binaye fi Şerhi'l Hidaye

◆ Umdetu'l Kari kitabından da istifade edilebilir. Kendisi, fıkhını hadisle bağdaştırmış ve hadis kitabını şerh etmiş olan Hanefi fakihidir.

Muvatta şerhinde de belirttiğimiz üzere, bir mezhebin fıkhı, o mezhebin imamlarının yazdığı fıkıh kitabından alınır. Bir mezhebe müntesip olan imamın hadis şerhinden alınmaz. Örneğin, kendi mezhebinde imam olan Bedruddin el-Ayni'nin Buhari'ye yaptığı şerhten Hanefi fıkhını almaya çalıştığımızda ise şöyle bir durum ortaya çıkacaktır: Kendisi Hanefi fıkhında eser vermiştir. Fakat bu şerh öğrenciyi Hanefi fıkhı ile hadis arasında bağ kurmaya sevkedecektir. Aynı durum Maliki mezhebini öğrenmek için Kurtubi tefsirini okuyan için de geçerlidir.

Bu konuda ilim talebelerinin imamların kitapları üzerine eğitim almalarını tavsiye eder, Hanbeli ve diğer mezheplerin fıkhını ne Kurtubi tefsirinden, ne el-Ayni'nin Buhari'ye yaptığı şerhten almalarını tavsiye etmem. Bu mezheplerin fıkıh metinlerini okuyan bu konuda ehil olan kimsenin, daha sonra mezhebin fıkhını ve meselelerini hadis şerhi kitaplarından alınmasında hiçbir sakınca yoktur. Çünkü kişi artık o mezhebin usulü çerçevesinde naslara nasıl yaklaşacağını bilen, mezhebin fakihi olmuştur. Sonuç olarak diyebiliriz ki, mezheplerin fıkıh konusundaki meseleleri ancak bu yöntem ile alınabilir.

Bu konuyu bitirirken şunu da ekleyebiliriz. Genelde bu bölgelerde Hanbeli mezhebine önem gösterip kitapları da ders yapıldığı için bu kitaplardan daha çok bahsettik. Eğer Hanefi, Şafii, Maliki mezheplerinin kitaplarını açıklamaya kalkarsak, çok vaktimizi alacağı kesindir.

■■■

İlim ehli, çeşitli kitaplar yazmak istemiş ve bunlar da her dönemde faydalı olmuştur. Yazılan bu kitaplar tek bir kitapta toplansa ve başlangıç seviyesine nispet edilse de başlangıç seviyesinde olan öğrencilerin muhtasar kitaplara ihtiyacı vardır. Hocalar da bu muhtasarlar arasında ders görecekleri veya yapacaklarını bunların arasından seçerler. Orta seviyede ve son seviyede olanlar da bunun gibidir.

Bazı âlimler tekrar niteliğinde olan kitapları telif ederken, bunların müstakil bir kitap olmasını istememişlerdir. Bununla kendisi için not olmasını kastetmişlerdir. Bu da ilim tahsilinin yollarından ve vesilelerinden bir tanesidir. Hoca kitapların hepsini bir araya getirip konuları kısaltır ve bu kitapları tek bir kitapta toplar. Vefatından sonra da kitaplığına müstakil bir kitap olarak eklenir. Bu tip kitaplar da oldukça faydalıdır. Çünkü içerisinde kitapların tümünden bir araya getirilmiş konular vardır.

Hocaların, öğrencilerini kitap edinimi konusunda serbest bırakması da bir başka meseledir. Elbette ki her kitabın bir faydası ve kendisine has özelliği vardır. Bu kitapların olduğu hâl üzere kalması gerekir. Bir de bu kitapların içerisinde öğrencilerin ayırt edemeyeceği karışık şeyler elbetteki bulunabilir. Bu durum, öğrenci tek başına ve hocalarına danışmaktan uzak kaldığı zaman olabilir. O zaman öğrencinin bu kitapları olduğu hâli üzere bırakması gerekir. Her âlimin kitaba dair ekleyeceği hususlar bulunmaktadır. Âlim, sahanın bu kitaba olan ihtiyacını görür ve üzerine eklemeler yapar.

— Bu cevabınız, bu zamanda yapılan Fıkıhta yapılan taknin (Taknin, kelime anlamı olarak kanun koyma, yasalaştırma anlamına gelmektedir. Terimsel anlamı ise, şeriatın toplumsal sahadaki hükümlerini ve kurallarını toplayıp kısa, öz ve emredici üslubundaki cümlelerle madde madde belirtmektir. Fıkhı, bu şekilde bendler hâlinde kanun şekline getirilen çalışmalara taknin çalışması denmiştir. -Çeviren-) çalışması hakkında da geçerli midir?

Fıkhın taknin edilmesi, telif konusunda yapılan yeni bir yoldur. Fakat bizi bu alanda selefin yolunu bırakmaya iten nedir? Onlar bu alanda son derece üstün bir başarı ile öncü olmuşlardır. Buna rağmen fıkıh kitaplarından alınmış ve maddeler hâline getirilen bu yola dönüyoruz. Eğer bu yapılan taknin çalışması tek bir mezhebe dayanıyorsa, sorun yok. Fakat bu çalışma mezhepler bir araya getirmiş ise veya bunlar taknin yapan kişinin içtihadları ise bu bir problemdir. Çünkü taknin çalışması yapan bu kişi kendinden önceki âlimlerin bırakılıp da taklit edilebileceği kadar içtihad ehli midir?

Bu durum, bazı mecellelerde olduğu üzere mezhepler arasında telfik yapmayı, fıkhi bir hükmü kolaylaştırmayı, çağın maslahatına uygun zannettiği bir hükmü almayı beraberinde getirebilir. Asır ancak ilk asırla ıslah olabilir. Din, sahabeye nasıl indirilmişse, ahir zamana da o şekilde indirilmiştir. O zaman indirilen meseleler ve hükümler ahir zamana da indirilmiştir. Bu mesele de kesinlikle bu şekilde olması gerekir.

Taknin çalışması ne olursa olsun dışarıdan gelme bir şeydir. Bu çalışmayı yapan kişinin içtihatlarından ve mezhepler hakkında hata yapmaktan yoksun değildir. Taknin sahibini taklit etmek, geçmişte kitap yazan âlimleri ve imamları taklit etmekten asla daha öncelikli değildir. Başlangıç seviyesinde olan kimsenin hükmü tek bir imamı taklit eden avamın hükmü gibidir. Bu imam da ilim, din ve takvalı olarak bilinen en güvenilir ilim ehli olmalıdır.

— Hocam, Fıkıh akademilerinin bu konudaki rolü nedir?

Fıkıh akademilerinin yaşanan hâdiseleri naslara ve şer'i kaidelere indirgemesinde açık bir rolü olduğu tartışılmazdır. Fakat bahsi geçen meselelerde ise ilim talebesinin bilinen ve önemli olan eski kitaplar üzere yetişmesi gerekmektedir.

Fetva Kitapları

İlim talebesinin fetva kitaplarına da gereken ehemmiyeti vermesi gerekir. Çünkü bu kitaplar meseleleri ve sorunları çözebilmektedir. Fakat bunları bilinen ilmî metin kitaplarının üzerine bina etmeleri daha doğru olacaktır. Bu kitaplardan en önemlilerini sayacak olursak;

Mecmuû'l Fetâvâ: Şeyhu'l İslam İbni Teymiyye'nin eseridir. Fıkhi konuları 21. ciltten 35. cilde kadar içerisinde barındırmaktadır. Bu da neredeyse 15 cilde tekabül etmektedir.

Mecmuû'l Fetâvâ'nın şu anda en iyi baskısı Kral Suud ve Kral Faysal baskısından alınmış olan baskısıdır. Kral Fahd Mushaf/Kur'an Basım Kompleksi'nin baskısı ise asıl itibariyle en güzelidir. Ayetleri bu kompleksin hazırladığı mushaftan resim olarak almış, basım yapanlara bunu bırakmamış ve dolayısıyla hata da azalmıştır. Fetava'nın Kral Suud ve Kral Faysal baskısı bir defasında elimize geçtiğinde bazı ayetlerde hatalar olduğunu gördük. Fakat bu baskısında bunları telafi etmiştir. Ayrıca çok lüks bir kağıda yapılan bu basım gerçekten çok güzeldir.

Ed-Dureru's Seniyye Fî Ecvibeti'n Necdiyye: Bu da Necid davet imamlarının fetvalarını içerisinde barındırmaktadır.

Şeyh Muhammed bin İbrahim'in Fetvaları: Bu da on üç cilt olarak basılmıştır. İlim talebelerine gayet kolay olan bir eserdir.

Özcan YILDIRIM,

Tevhid Dergisi için Çevirmiştir.

 

Bu Sayfayı Paylaş :