Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Hatalara Karşı Muamelemiz; İnsanların Kusurlarını Araştırmamak Emre ACAR

2015-11-01

Allah'a hamd, Rasûlü'ne salât ve selam olsun.

Değerli kardeşim!

Şeytanın Müslümanlar üzerinde oynadığı oyunlardan biri de kendi hatalarını terk ettirip başkalarının hatalarıyla uğraştırmasıdır. Maalesef şeytan bu tuzağında başarılı olmuştur. Cahiliyeden çıkmış, üzerinde bataklığın lekesi olan Müslümanlar kendi eksiklerini ıslah etmeyi terk etmiş, başka Müslüman kardeşinin hatasını araştırmakta, bunu kendisine gündem yapmaktadır. Oysa yüce Allah kitabında Müslümanlara hitaben birbirlerinin kusurlarını araştırmayı, gündeme bu kusurları getirmeyi yasaklamıştır.

"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz değil mi? O hâlde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir." (49/Hucurat, 12)

Kuşkusuz Rabb'imizin emir ve nehiyleri insanlar için maslahatı celbetmekte, mefsedeti de def etmektedir. İnsanların kusurlarını araştırmanın nehyinin, Hucurat suresinde zikredilmesi, bu nehyin hikmetini ortaya koyduğu gibi bu meselenin ehemmiyetini de göstermektedir. Çünkü Hucurat suresi Müslümanlar arasındaki muamele ahlakını belirleyen bir suredir.

İnsanların kusurlarını araştırmanın nehyedilmesindeki hikmetleri dört başlık altında özetleyebiliriz:

1. Birbirinin eksiklerini araştıran toplumlarda, güven ilkesi yıkılır. Güven ilkesi yıkılan bir yerde tefrika, hainlik gibi sıkıntılar baş gösterir. Çünkü güven, bütün ilişkilerin bel kemiğidir. Şeytan, ümmetin arasındaki dayanışmayı, birlik ve beraberliği bölmek için Müslümanları birbirlerinin eksikleri ile meşgul etmiştir. Bu da maalesef Müslüman toplumu paramparça etmiş, güç kaybına sebep olmuştur.

2. Başkalarının kusurları ile ilgilenme hastalığı, üreyen türdendir. Bu, haramın hemen akabinde gıybete bulaşır.

Rabb'imiz bu hakikati: "Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz değil mi?" buyruğu ile belirtmiştir. Dikkat edilirse ayetin öncesinde kusurları araştırmama emredilmiş hemen akabinde gıybet konusuna yer verilmiştir.

Pratik de, bu hakikati doğrulamaktadır. Genellikle gıybet yapan insanlara gıybet yapmaması gerektiği hatırlatıldığı zaman 'Biz kardeşimizin hatasını ıslah etmeye çalışıyoruz. Yoksa gıybetin haram olduğunu biliyoruz' diyorlar. Şeytanın tuzaklarına karşı cahil olan insanlar, gıybeti sorunları çözmek olarak isimlendirseler de Peygamber'imizin sallallahu aleyhi ve sellem tanımladığı üzere gıybet: "Kardeşinde olan bir vasfı konuşmaktır."

3. Başkalarının kusurları ile ilgilenen insanların en büyük problemi, kendi kusurlarında ve yapması gereken görevlerinde gevşek ve gafil olmalarıdır.

Zunnun-i Mısri şöyle der: 'İnsanların ayıplarına gözlerini diken kimse, kendi hatasını görmez. İlgi ve alakasını cehennemden kurtulmaya ve Firdevs cennetine kavuşmaya yönelten kimse, dedikodudan uzak kalır. İnsanlardan kaçan kimse onların şerrinden emin olur. Kim de sahip olduğu nimetlere şükrederse, yüce Allah ona olan nimetini artırır.'

Kendi sorunları ve sorumlulukları ile ilgilenmeyenlerin asıl sorunları kalbindeki İslam ve imandadır. İslam'ın güzelliği, imanın lezzeti, kendisini ilgilendirenleri dert edinmesi ve onun ile meşgul olmasına bağlıdır.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi İslam'ının güzelliğindendir." ( Tirmizi)

"Kendi ayıbını görüp insanların ayıbını görmeyenlere ne mutlu! Miskin olduğu hâlde Allah için alçakgönüllü olanlara ne mutlu! Helalinden kazandığı bir malı infak edenlere ne mutlu! İlim, hilim, hikmet ile beraber oturup kalkanlara ne mutlu! Sünnete uyup bid'atlere sapmayanlara ne mutlu!" (Müsned-i Şihab)

4) Başkalarının kusurlarını araştırmak, münafıkların özelliğidir.

Müslüman, kardeşi için ikinci el mesabesindedir. Ondaki hatalar konusunda ona nasihat eder, emir sahiplerinin ilgilenmesini ister, o sıkıntısı ile alakalı kitap okumasını sağlar. Bu şekilde onun hatasını izale etmeye çalışır. Onun kusurlarını araştırmaz, ulu orta her yerde kardeşinin hatalarından bahsetmez.

Fakat münafık, Müslüman kardeşi için musibettir. Müslümanların hatalarını, açıklarını gözlemler ki eline bir fırsat geçtiğinde bunu fitne konusu yapsın. Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem münafıkları toplamış onlara şu uyarılarda bulunmuştur:

"Ey diliyle Müslüman olup da imanın kalbine girmediği topluluklar! Müslümanlara eziyet vermeyin, onları ayıplamayın, onların gizli kusurlarını araştırmayın. Çünkü hiç şüphesiz Müslüman kardeşinin kusurlarını araştıran kimsenin Allah da kusurlarını araştırır. O kimin kusurlarını araştırırsa, evinin içinde olsa dahi onu rezil eder." (Sahihu'l-Cami)

Değerli kardeşim!

Kardeşimizin kusurlarını araştırmamanın zararı veya onun kusurlarını örtmenin bize olan faydası nedir?

Kişi, Müslüman kardeşinin kusurlarını araştırmaz, onun kusurlarını örterse, Allah da o kişinin kusurlarını araştırmaz, dünya ve ahirette onun hatasını bütün insanların içinde örter. Fakat kişi kardeşinin kusurlarını araştırır bunu gündeme getirirse Allah da onun kusurlarını araştırır ve onu dünya ve ahirette bütün insanların içinde rezil eder.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"Her kim Müslümanın kusurunu örterse, Allah da dünyada ve ahirette onun kusurlarını örter."

"Şüphesiz Müslüman kardeşinin kusurlarını araştıran kimsenin Allah da kusurlarını araştırır. O kimin kusurlarını araştırırsa, evinin içinde olsa dahi onu rezil eder." (Sahihu'l-Cami)

Değerli kardeşim!

İnsanların kusurlarını araştırmanın tehlikesini ve haram olduğunu öğrenmiş oldun. Şeytan seni bu harama çekmeye çalıştığında hemen aklına kendi günahların, kendi ayıpların gelsin. Ben bu günahımın hesabını Allah'a nasıl vereceğim ki başkalarının sıkıntıları ile meşgul oluyorum? Peygamber bile Allah'a vereceği hesabı düşünürken, kızı Fatıma'ya: "Ey kızım Fatıma! Benim sana faydam olmaz, bana güvenme." diye nasihat ederken, ben kendi günahlarımdan nasıl bertaraf olurum diye kaygılandığını ifade etmektedir. İşte başkalarının günahları ve hataları ile uğraşanlar kendi kusurlarından ve sorumluklarından gafildirler.

İnsanoğlu Hata Yapmaya Meyilli Yaratılmıştır

Değerli kardeşim!

Hepimiz günaha/hataya meyilli olarak yaratılmışız. Kalp hem takvayı hem de fücuru barındırıyor. Bu hatayı kimi zaman sen, kimi zaman da Müslüman kardeşin yapmaktadır. İnsanoğlunun hata yapabileceği inancına sahip olmak önemlidir. Çünkü hata kabul etmeyen insanlar, içerisinde bulunduğu toplumda birilerinin yanlışı olduğu zaman, bunu anlam verilmeyen sorun hâline getirmektedirler.

Örneğin; Müslüman kardeşinin çok şaka veya yalan söyleme problemi var. Her insan hata yapabilir, yanlışı olabilir düşüncesine sahip olmayan dört dörtlük bir topluluk hayalini kuranlar, o Müslümanla kardeşlik ilişkisini kesiyor, bu insanların ümmetten uzaklaştırılmasını talep ediyor. İşin daha tehlikeli olan boyutu ise o hata ile içerisinde bulunduğu grubu eleştiriyor. Ve sonuç olarak, o toplumdan uzaklaşıyor.

Bu metot yanlış ve sünnette yeri olmayan bir metottur. Peygamber'in sallallahu aleyhi ve sellem sahabesi arasında hırsızlık yapan oldu, borç alıp ödemeyen oldu. Hatta zina yapan, içki içen bile oldu. Sahabelerden biri içki haram kılınmasına rağmen bırakamadı. Her içtiğinde Allah Rasûlü'ne getirildi. Peygamber'imiz ona Allah'ın belirlediği had cezasını uyguladı. Artık bu sahabe çok içki içtiğinden dolayı himar diye isimlendirildi. Birçok sahabenin buna benzer hataları oldu. Ki bu hatalar üzerine ayetler indi ve hadisler söylendi.

Fakat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ilk etapta bu sahabeleri İslam toplumundan uzaklaştırmadı. (Burada sözümün yanlış yere çekilmemesi için şunu izah etmek isterim: Allah Rasûlü'nün cemaatinin içerisinden Ka'b bin Malik gibi insanları uzaklaştırdığı, kalbi hastalıklı olan, münafık olan insanlar ile iş yapmadığı, Bedir'de müşriklerin safında yer alanları ve anlaşmalarında hainlik yapanları öldürdüğü olmuştur. Benim konum ve anlatmak istediğim bu değildir.) Bazı sahabeler çok içki içen sahabeye lanet okumaya başladığında Allah Rasûlü: "Ona lanet okumayın. O, Allah ve Rasûlü'nü çok seviyor." diye tepki koydu. Allah Rasûlü onları ilk olarak ıslah etmeye çalıştı. Tabi ki ıslah programına uymayan, kendi bildiğini okuyanlara da gereği gibi muamele etti.

Fakat bugün ümmet içerisinde kendi hassasiyetleri ile Müslümanları değerlendiren, ıslaha başvurmadan hatası ile kardeşine muamele eden ve kardeşini, dinden ve davadan nasibi olmayan insanların bakışı ile vasıflandıranlar vardır. Bu yaklaşımla hareket ederek hem kardeşi ile hem de ümmet ile ilişkisini kesiyor. Böyle bir usul ne Peygamber'de sallallahu aleyhi ve sellem ne onun sahabesin de ne de selef imamlarında görülmüştür.

Değerli kardeşim!

Yukarıda da belirttiğim gibi, Allah bizleri günaha meyilli yaratmıştır. Kendimiz hataya bulaştığımızda tövbe ederiz. Kardeşimiz hata yaptığı zaman ise usulümüz şu olmalıdır:

a. Islah etmeye çalışacağız: Bunun için ayet ve hadisler ışığında nasihat edeceğiz, bununla alakalı sohbet dinleteceğiz veya kitap okutturacağız...

b. Emir sahiplerine durumu aktaracağız: Onun sözünü dinlediği, itaat ettiği emir sahiplerinden de onun ıslahı için yardım talep edeceğiz.

c. Onun bu hatasını ne başkasından dinleyeceğiz ne de başkasıyla paylaşacağız; bu gıybet ve zulümdür.

d. Asli imana taalluk eden bir konu olmadığı müddetçe hatası ile kardeşimize muamele etmeyeceğiz. Hatalı olduğu alanda tepkimizi koyacak ancak kardeşliğimizi kesmeyeceğiz. Örneğin; Kardeşimizin ticaretinde problemi var ise o kardeşimiz ile ticaretimizi bitiririz. Kardeşliğimize, ona olan sevgimize bunu yansıtmayız.

Rabbi'm bizleri kardeşlik nimetine sahip çıkanlardan, onun şükrünü eda edenlerden kılsın. Kardeşlerimizin hatalarında onlara el uzatan ve yardımcı olan kullarından eylesin. Allahumme amin.

Davamızın sonu âlemlerin Rabbine hamd etmektir.

 

Bu Sayfayı Paylaş :