Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesâi ve İbni Mâce Şerhleri Çeviri MAKALE

2016-06-16

 

Allah'a hamd, Rasûlü'ne salât ve selam olsun…

Müslim bin Haccac'ın 'Sahih-i Müslim' isimli eseri ilim ehlinin çoğunluğuna göre sünnet kitaplarının ikincisidir. Mağribliler/Faslılar, Ebu Ali En-Neysabûrî ile beraber Müslim'i Buhari'nin önüne almışlardır. Bundan dolayı Faslılar buna Buhari'den daha çok önem vermişlerdir.

Ebu Ali En-Neysabûrî şöyle der: 'Gök kubbenin altında Müslim'in kitabından daha sahih hiç bir kitap yoktur.' Fakat bu sözün söylenmesine itiraz edilmiştir. Doğru olan da bu sözün adaletsiz olduğudur. Bu, Ulumu'l Hadis kitaplarında araştırılmış, uzun ve detayı olan bir konudur.

Şunu diyebilirim ki: İlim ehli Sahih-i Müslim'e önem göstermiş, onu çok defa şerh etmişlerdir. Fakat hepsi eksiklikten uzak değildir. Bu şerhlerin ve uzunluklarının çok olmasıyla birlikte ilim talebesinin bazı problemleri çözmeye ihtiyacı vardır. Ebu Abdullah El-Mâzeri'nin El-Mu'lim (Tam ismi, El-Mu'lim bi Fevaidi Müslim'dir.) isimli kitabı, üç cilt halinde çok güzel bir kitaptır. Bu başlangıç olan bir eserdir.

— Bu Müslim'in tam şerhi midir?

Müslim'in hepsini sadece genel olarak şerh etmiştir. Yani, dikkat çektiği bir çok yeri atlamış ve kitap da tamamlanmıştır. Bu kitap alanında ilk eser olup, ilim talebesinin bu alanda bu kitaba önem vermesi gerekir. Çünkü Kadı İyad gelip bu kitabı tamamlayıp İkmâlu'l Mu'lim olarak telif etmiştir. Bu da değerli olup, kendisinden sonra gelenlerin itimat ettiği bir kitaptır.

— El-Mâzeri'nin hızlı bir şekilde üzerinden geçtiği yerleri tamamladı değil mi?

Evet. İlk başta El-Mâzeri'nin El-Mu'lim isimli şerhini tamamlamış, daha sonra İkmâlu'l Mu'lim'i telif etmiştir. Bu kitapta az bir açıklama vardır. Daha sonra da el-Übbî'nin İkmâlû İkmâli'l Mu'lim isimli eseri gelmiştir. Bu kitapta da faydalar olup, ilim talebesi bu kitaba taalluk edenlere çok ihtiyacı vardır. Bu konu ile ilgili aynı şekilde Senusi'nin Mukemmelu İkmalü'l-İkmali'l-Mu'lim eseri vardır. Bu şerhler dizi halinde olduğundan bir kısmı diğerleri olmadan fayda sağlamaz. (Yani, Kadı İyad'ın İkmâlu'l Mu'lim eserine de İmam Muhammed bin Hilfe bin Ömer El-Maliki el-Übbi (827 H.) tamamlama yapmıştır. Onun yaptığına da Senusi (H.895) eklemelerde bulunmuştur.)

— Bunlar bir arada basılmış mıdır?

Bir arada basılmamıştır. Farklı şekillerde basılsa da ilim talebesinin -Nevevi'nin Müslim Şerhi'ne eklendiği takdirde- bu dört kitaba ehemmiyet göstermesi gerekir. İçerisinde pek çok faydalar, kaideler, kurallar, kayıtlar ve araştırmaların olduğu bu mübarek kitap, ilim talebesi için zaruridir.

— Bu kitap tamamlanmış mıdır?

Evet. Defalarca da basılmıştır. H.1270 ve 1276'da Hindistan'da basılmıştır. Ayrıca 1370'lerden sonra beş veya altı defa iki cilt hâlinde yine Hindistan'da basılmıştır. Ayrıca Kastaliye Matbaası'nda da beş cilt olarak basılmıştır. Bu da Ahmed Şakir ve diğerleri gibi önde gelen muhakkiklerin esas aldığı kitaptır. Daha sonra Mısır Behiyye Matbaası'nda on sekiz cilt hâlinde şahane bir baskı ile basılmıştır. İçinde hatalar olmasına rağmen genel olarak bu baskı sahihtir. Herhangi bir beşer ameli gibi bu da hatadan uzak değildir. Fakat baskısı çok iyidir.

Nevevi Şerhi'nin içinde bazı cümleler çokça geçmektedir. İlim talebeleri de bunları sormaktadır. Bunlardan bazısı şunlardır: 'El-Metâli sahibi şöyle der', 'Et-Tahrir sahibi şöyle der.' Bu iki kitaptan çokça nakledilir.

— Metâliu'l Envâr mı?

Evet. Bunlardan kasıt, İbni Karkul'un El-Metâliu'l Envâr ve Ebu Abdullah Muhammed bin İsmail El-Esfehâni'nin Et-Tahrir Şerhu Sahihi Müslim isimli eserleridir.

— İmam Nevevî bu ikisinden mi nakletmektedir?

Çoğunlukla. Örneğin şöyle der: 'El-Metâli sahibi şöyle der', 'Et-Tahrir sahibi şöyle der', 'El-Kâdî şöyle dedi.' Yani bu sunduklarına dayanmaktadır. Fakat Nevevi'nin aynı kitapta kendi yazıları ve araştırmaları vardır. İlim talebesi için bunlar zaruridir. Bunun bir benzeri olarak da Kurtubi'nin 'El-Mufhim Limâ Eşkele Min Telhisi Müslim' eseri vardır.

— Kurtubi'nin mi?

Evet Kurtubi'nin Müslim'i özetlediği eseridir.

— El-Mufhim onun mu?

El-Mufhim kendisinindir. Sahih-i Müslim'i ihtisar etmiştir. Tabi burada Kurtubi'den kasıt Ebu'l Abbas Ahmed bin Ömer El-Kurtubî'dir. Şeyh Ebu Abdullah ise, meşhur tefsirin sahibidir.

İlginç olan olaylardan bir tanesi de şudur: bir şahıs bana gelip Kurtubi'nin Şeyhul İslam İbni Teymiyye ile ilişkisini söylemişti. Ona, 'bunun kaynağı nedir?' dedim. O da: 'Kurtubi Tefsiri' dedi. 'Nasıl?' diye sordum. O da Kurtubi'nin 'Şeyhimiz Ebu'l Abbas' dediğini söyledi. Halbuki asıl olan bunu İbni Kayyım çok defa tekrarlamıştır. İbni Kayyım: 'Şeyhimiz Ebu'l Abbas', 'Şeyhimiz Ebu'l Abbas'a sordum ki…', 'Şeyhimiz Ebu'l Abbas'a defalarca sordum ki…', 'Allah sana rahmet etsin şeyhimiz Ebu'l Abbas' gibi şeyler söylemektedir. Bana bu sözlerle gelip, Şeyhul İslam'ın Kurtubi ile bağı olduğunu söylemişti. Halbuki müfessir olan Kurtubi, Şeyhu'l İslam'dan önce yaşamıştır.

— Şeyhini Ebu'l Abbas Ahmed bin Ömer'e mi nispet ediyordu?

Evet. El-Mufhim isimli eser, Ebu'l Abbas El-Kurtubi'ye aittir. Bu nadir olan kitaplardan bir tanesidir. Diğer ilimler hakkında içerisinde çok fazla faydalar vardır. Yani içerisinde güncel, fıkhi, usulî kaide ve kurallar vardır. Mâşâallah, bunun dışındaki diğer ilimlerde de böyledir ve ilim talebesi için gerekli bir kitaptır. El-Mufhim de son zamanlar da pek çok kez basılmış, ilmi risalelerin içerisinde de tahkik edilmiştir. Böylece her ne kadar yayılması zor bir şey olsa da yayılmasına sebep olmuştur. Çünkü var olan risaleler yedi-sekiz tane olup, her risalede de üç dört cilt mevcuttur. Bu da kitabın uzaması demektir. (Bilinen müfessir Kurtubi'nin dışında olan Ahmed b. Ömer El-Kurtubî ve meşhur eseri El-Mufhim hakkında daha geniş bilgi sahibi olmak isteyenler, akademik olarak yazılıp aynı zamanda Türkçe olan EKEV Akademi Dergisi'nin 61. Sayısında Hasan YENİBAŞ'ın yazdığı makaleye göz atabilirler. İlgili yazının PDF formatındaki hali şu linkte mevcuttur: http://dergipark.ulakbim.gov.tr/ekev/article/viev/5000144091/5000131607 -Çeviren-)

— Bu kitap üniversitenizde var mı?

Evet. Bizde sünnet ve ilimleri kısmında mevcuttur.

— Tamamı mı?

Evet tamamı. Kitap, bahsettiğimiz gibi enfes bir kitaptır. Bunun yanında bir de son dönem alimlerinden Hindistanlı Şebbir Ahmed El-Osmanî'nin Sahih-i Müslim şerhi olan Fethu'l Mulhim isimli eseri vardır. Fakat bu eseri tamamlamamıştır. İçerisinde anekdotlar, faydalar, istitratlar (Ara söz, antrparantez. -Çeviren-) ve ilim talebesi için -özellikle Müslim'e nispeten- pek çok fayda mevcuttur. Çünkü Müslim -bahsettiğimiz üzere- bu şerhlerin hepsi bir şerhte toplansa, Fethu'l Bâri kadar etmez. Bundan dolayı iyi anlayan biri Nevevi'nin Müslim Şerhi'ni tenkit için ele alsa, yazdıklarında Hafız İbni Hacer'in Nevevi'nin şerhi üzerine problemleri açıklayan nükteleri olduğunu söyleyebilir, kitabın sahibinin unuttuğu yerleri hatırlatabilir ve haşiyelere yakın olan bazı şeyler konusunda tartışabilir. Ancak haşiyelerde önemli olarak kabul edilen notlar da dahil her şey sunulur.

Fethu'l Mulhim bunlardan birisidir. Mukaddimesi üç büyük cilt hâlinde basılmış, sonra altı cilt daha eklenmiştir.

Şunu diyebilirim ki; Müslim konusundaki eksiklik hâlâ mevcuttur. İlim talebesi Buhari şerhlerine karşılık her yönden Sahih-i Müslim Şerhi'ne hakim olsa da veya bu şerhlerden birisine getirilen tenkitlerin durumları az olsa da ihmal edilen şey zikredilir. Sahih-i Müslim'de bazen problemler çokça tekrar etmektedir. Örneğin demektedir ki: Ebu Ahmed, Ebu Ahmed.

— Bunu İmam Nevevi mi söylemektedir?

Hayır. Metinde geçmektedir.

— Müslim'in metninde mi?

'Ebu Ahmed'den' diye bir şey görüp, araştırırsınız. Ebu Ahmed kimdir? Nedir? Bir çok ilim talebesi buna ulaşamaz. Çünkü şarihler buna işaret etmez. Ebu Ahmed El-Culudî Sahih'in ravisidir. Bundan sonra da haber veya isnadın bir kısmını Müslim'in kanalının dışında bir yoldan nakleder. Çünkü direkt şöyle der: 'Ebu Ahmed dedi ki'. Sonra gidip rical kitaplarına, Kütüb-i Sitte'ye bakarsınız ve bulamazsınız. Bu ve buna benzer diğer durumlar, Sahih'in kapsamış olduğu uyarılar, incelikler, illetlerdendir. İmam Müslim bunlara işaret etmektedir. Ayrıca metinlerin ve isnadların bağlamında ıstılahî/terimsel faydalar da vardır. Yani kabiliyetli bir kimse buna ehemmiyet gösterse, bununla meşgul olup, bütün vaktini buna verse çok güzel bir iş ortaya çıkar. Hatta bu alanda bizde bazı notlar da vardır. Allah'tan dileğimiz bunu tamamlamada bize yardım etmesidir.

•••

Ebu Davud'un Süneni'ne gelecek olursak; çoğunlukla üçüncü sırada gelen kitaptır. Sünen-i Ebi Davud, Süleyman bin Eş'as Es-Sicistani'nindir. İlim ehli, bu kitaba da aynı şekilde ehemmiyet vermiştir. Hatta şöyle demişlerdir: 'O müctehid için yeterlidir', 'Ahkam hadislerinde müctehide yeterlidir'. Bu eserin, içerisinde neredeyse sadece ahkam hadisleri vardır. Tam 4800 hadis ahkam hadisleri hakkındadır. Bunlar da Ebu Davud'un sahih olarak üzerinde durduğu hadislerdir. Ebu Davud Mekkeliler'e yazdığı risalede (Risale ilâ ehl-i Mekke -Çeviren-) Süneni'nde sahihleri ve ona benzeyen ve yakın olanları, içerisinde zayıf ve çok zayıf olanları da açıkladığını söylemiştir. Ebu Davud'un Süneni ne olursa olsun ilim talebesi için olmazsa olmaz kitaplardan birisidir. Şunu diyebiliriz ki, öncelikle Sahiheyn'e (Buhari ve Müslim) daha sonra da Sünenler'e önem gösterilmesi gerekir.

Dehlevi'nin ise başka bir görüşü olup, şöyle demektedir: 'İlim talebesi öncelikle Sünen-i Ebi Davud ve Tirmizi'ye başlaması gerekir. Çünkü bu ikisinin faydası, Sahiheyn'de faydadan daha kolaydır. Yani Sahih-i Buhari, en üst düzey olup, Ebu Davud veya Tirmizi gibi faydası kolay değildir. Hem de Tirmizi'de öneme muhtaç şeyler ve işaretler olmasına rağmen böyledir.'

Dehlevi demek istiyor ki; ilim talebesinin ilk başta önem göstermesi gereken Ebu Davud'un ve Tirmizi'nin Sünen'idir. Daha sonra Buhari ve Müslim gelir. Daha sonra da Nesâi ve İbni Mâce bu sıralamada yer alır. İlim ehlinin yanında öncelikli olarak Buhari, sonrasında Müslim ve daha sonra sırasıyla Ebu Davud, Tirmizi, Nesâi ve İbni Mâce gelse bile.

Şunu diyebilirim ki; Ebu Davud bu yönü ile çoğunluğun yanında üçüncü kitaptır. İlim ehli buna önem göstermiştir. Süleyman El-Hattabî, 'Meâlimu's Sünen' diye isimlendirdiği kitapta onu ilk kez şerh edendir. Bu kitap muhtasar olmasına rağmen bereketli bir şerhtir. İçerisinde ilim talebesinin ihtiyaç duyacağı pek çok fayda, nükteler, incelikler barındırmaktadır. Sünen-i Ebi Davud'a ehemmiyet veren bir kimse için elzem bir eserdir.

— Bu kişi Buhari'yi şerh edenle aynı kişi midir?

Evet.

— Fakat eserinin ismi A'lamu's Sünen'di. Burada Meâlimu's Sünen deniliyor?

Doğru. Fakat A'lamu'l Hadis olmayan nüshalarının daha çok basıldığından bahsetmiştik. Meâlimu's Sünen Ebu Süleyman El-Hattabi'nindir. İlk olarak Halep'te dört cilt olarak basılmıştır. Daha sonra Ahmed Şakir'in ve Muhammed Hamid El-Fakî'nin katkılarıyla sekiz cilt olarak basılmıştır. Kitapta Münziri'nin muhtasarı ile İbni Kayyım'ın tehzîbi (Tehzib, fazlalıkları atarak ıslâh etmek, temizlemek, daha güzel, daha mükemmel kılmak demektir. Kitap üzerinde pek çok açıdan yapılan düzenlemelere denilir. -Çeviren-) de bulunmaktadır. Bundan dolayı da Meâlimu's Sünen'e yapılan ihtisar, ilim talebesinin gerekli önemi vermesi gereken bir kitaptır.

Bunun yanında İbni Raslân Ahmed bin Hüseyn Eş-Şafiî'nin şerhi vardır. Özellikle fıkıh, fıkıh usulü ve kaideleri hususunda faydalarla dopdolu bir şerhtir. Allah'tan bu kitabın yayınlanmasını kolay kılmasını dileriz. Çünkü tahkik edilmiş ve ilmi kitapların içerisinde yayınlanmaya hazırdır. Fakat kitabın genel olarak yayılması şu ana kadar mümkün olmamıştır.

Bir de Şerhu'l Aynî vardır. Bu şerh de güzeldir. Fakat eksiktir.

— Buhari'yi şerh eden El-Aynî mi?

Evet. Buhari'yi şerh eden Bedreddin El-Aynî'nindir. Fakat eksik bir şerhtir. Beş veya altı cilt bulunarak basılmıştır.

Bu şerhlerden belki de en önemlisi Şemsü'l-Hak Azîmâbâdî'nin Avnu'l Ma'bud isimli orta büyüklükteki eseridir. Hindistan'da dört büyük cilt hâlinde basılmıştır. Bu da çok güzel ve enfes bir baskıdır. Fakat Fethu'l Bârî'nin Hindistan baskısı hakkında bahsettiğimiz bunun için de geçerlidir. Çünkü farsça harflere/fars hattına alışık olmayan kimse için zor olabilir. Bundan sonra Hindistan baskısından alınarak Medine'de Selefiyye Matbaası'nda basıldı. Bunu basan farsça harfleri okumayı bilmeyen bir kimse olduğundan çok kez yanlış harekeleme yapmıştır. Fakat buna rağmen Avnu'l Ma'bud baskısı Tuhfetu'l Ahvezi baskısından daha güzeldir. Tuhfetu'l Ahvezi baskısı da İbnu'l Cevzi'nin Mevduât isimli eserinden daha güzeldir. İbnu'l Cevzi'nin Mevduat'ı da bir çok baskıdan ve İmam Sahavî'nin Fethu'l Muğis'in baskısından daha güzeldir.

— Bunun düzgün okunabilmesi için Farsça harflere vakıf olmamız mı gerekiyor?

Evet. Avnu'l Mabud'u basan kişi, Hindistan baskısından almıştır. Tuhfetu'l Ahvezi de aynı şekilde Hindistan'da basılmış ve oradan alınmıştır. İmam Sahavî'nin Fethu'l Muğis'i de Hindistan'da basılmış ve oradan alınmıştır. Baskıyı yapan bu adamın şerî ilim ile bir alakası yoktur. Sadece bazı kitapları Es-Selefiyye Yayınevi'nin sahibi ile istişare sonucu yayımlamıştır.

Avnu'l Ma'bud orta büyüklükte bir kitaptır. Herhangi bir mezhebe yakın değildir. Bundan dolayı hakkında yapılan araştırmalara da uyumlu olmuştur. Kastedilen El-Munzirî'nin tahriçleri, İbni Kayyım'ın tasniflerine, hadisleri düzenlemedir. Müellif, Fethu'l Bârî'den ve diğer şerhlerden de nakil yapmıştır. Orta seviye bir kitap olup, ilim talebesi ondan istifade edebilir. Kitabın uzunluğu da istifade edilmesine mani değildir.

Ebu Davud'a yapılan bir başka şerh de Halîl Ahmed es-Sehârenfûrî'nin (ö. 1346/1927-28) Bezlu'l Mechud isimli eseridir. Bu şerh de yirmi cilt olarak basılmıştır. Fakat Avnu'l Mabud'dan farklıdır. Avnu'l Mabud, hadisleri Ehli Hadis'in anlayışına uygun şekilde şerh eder. Herhangi bir mezhebe yakın değildir. Fakat Bezlu'l Mechud isimli eserin sahibi Ebu Hanife'nin mezhebine yakındır. Bazı hadisleri veya bir çok hadisleri mezhebinin hizmetine yönelttiğinde şüphe yoktur. Fakat kitap faydadan yoksun değildir. İçerisinde bir çok fayda barındırmaktadır. Ebu Davud'un Sünen'ine oranla bu şerhlerin uzunluğu ve konularının çok olması ilim talebesinin bunlara olan ihtiyacının olmamasını gerektirmez.

Ebu Davud şerhlerinden bir tanesi de Mahmud Hattab Es-Subki'nin El-Menhelü'l Azbi'l Mevrud isimli eseridir. Tam ismi El-Menhelu'l Azbi'l Mevrud Şerhu Sünen-i Ebi Davud'tur. Bu kitap müellifi tarafından on cilt olarak tamamlanmıştır. Kitabın izlemiş olduğu yol ise, tıpkı El-Aynî'nin Umdetu'l Kârî'de yaptığı gibi maddeleri sıralamak ve bu alanlar üzerine şerh yapmaktır. Eser, düzenli, tertip edilmiş bir şerhtir. Kitaptaki şerh uzun olsa da tamamlanmamıştır. Kitap, oğlu Emin b. Mahmud Hattab Es-Subki'nin çalışmasıyla aslından on cilde çıkarılmıştır. Bu çalışmanın eseri tamamladığı veya tamamlamaya yakın olduğu da söylenir. Bu şerh gerçek bir şerh değildir. Fakat Ebu Davud'un Sünen'i ile ilgilenen kimse için gereklidir.

Bunlardan bir tanesi de İbni Kayyım'ın Tehzibu's Sünen'idir. Hadislerin illetlerinin açıklaması hakkındaki eski büyük alimlerin anlayışı çerçevesinde olan sözleri yerindedir. Bunların bir çoğu da istinbat edilenlerden ve illetlerin anlaşılması ve alınmasına yöneliktir. Zaten kendisi bu alanda imamdır. Bir hadisin illetleri hakkında yirmi-otuz sayfa vadisinden akarcasına konuşmuştur. Kendisi için 'sözü uzattığında dere yatağından fışkıran su gibi Havvabi'yi doldurur Ravvabi'ye ulaşır' denilmiştir. (İbni Kayyım'ın kendisi için kullanılan bir deyimdir. -Çeviren-) Allah kendisine rahmet etsin.

Bir de Sünen Ehli'nin üzerine yapılan haşiyeler vardır. Örneğin, Suyuti'nin Mirkâtu's Suûd'u vardır. Suyuti'nin Kutub-i Sitte'ye yaptığı şerhler çok kısadır. Fakat bir de Faslı bir kişi vardır. İsmi El-Becem'avî'dir. (Ali bin Süleyman el-Bacemavi:(1234-1306/1819-1888)) Bu kişi bu şerhlerin hepsini kısaltmıştır. Et-Tevşîh Alâ Camiî's Sahih isimli eser de bir cilt olup, Suyuti'nin Sahih-i Buhari'nin üzerine yaptığı şerhidir. Bu da gerçekten çok kısadır. Bu Faslı kişi de gelip Suyuti'nin bu kitabı daha da kısaltıp 'Ruhu't Tevşîh' ismini vermiştir. Ed-Dîbâc da Suyutî'nin Sahih-i Müslim'e yaptığı küçük bir cilt şerhidir. (Tam ismi, Ed-Dîbâc Alâ Sahih-i Müslim bin El-Haccac'tır.) El-Becem'avî de gelip bunu 'Veşyu'd Dîbâc Alâ Sahih-i Müslim bin Haccac' ismiyle ihtisar etmiştir. Aynı bunun gibi Suyutî'nin Mirkâtu's Suûd isimli eserini de 'Derecatu Mirkâti's Suûd' ismi ile ihtisar etmiştir. Bunun gibi Kutub-i Sitte'nin diğer kalanlarına da yapmıştır. Kutub-i Sitte'ye yapılan bu haşiyeler altı küçük cilt hâlinde basılmıştır.

— Sünen-i Tirmîzî'ye gelecek olursak?

El-Camiu't Tirmizi. Bu, Ebu İsa Muhammed bin İsa Et-Tirmîzî'nindir. Bu Cami' olan eserlerdendir. Çünkü sünnet kitaplarının içinde Cami' olanlar vardır. Bunlar dinin konularını kapsamaktadır. Bunların en önemlisi Buhari, Müslim ve Tirmîzî'dir. Bunlardan bazısı da Sünenler'dir. En önemlileri Ebu Davud, Nesâî, İbni Mace'dir. Bazıları da Musannefler'dir. İbni Ebi Şeybe, Abdurrezzak'ın Musannefleri gibi. Bunlar da madde ve düzen bakımından sünenlere yakındır. Sünenlerden ayıran sadece içerisinde eserlerin (Eser konusunda bir çok tanım yapılmıştır. İmam Nevevî'ye göre hadisçilerin yanında Rasûlullah'a sallallahu aleyhi ve sellem Sahabeye veya tabi'îne ait bütün rivayetlere eser adı verilir. İbni Hacer'e göre ise hadisciler arasında isnadı sahabeye kadar ulaşan mevkuf hadise olduğu gibi, Tabiîn'e ulaşan maktu' hadise de eser denilmiştir. Eser sayılan rivayete me'sur denildiği de olmuştur. -Çeviren-) çokça olmasıdır. Bunun yanında Muvatta'lar, Mu'cem'ler, Müsned'ler ve diğer kitaplar da mevcuttur.

Ebu İsa'nın El-Camiu't Tirmîzî isimli eseri, dinin konularını kapsayan Cami' olan eserlerdendir. Eski ve muasır alimler çokça hadis ve ilim, sünnet ile ilgili bilgiler, ıstılahî uyarılar içerdiği; ilim ehlinin sözlerini naklettiği, bahsedilen hadisin delil olan yönlerinden bahsettiği için bu kitaba ayrı bir önem vermişlerdir.

Bu kitabın şerhleri de oldukça fazladır. En-Nefhu'ş Şezî (İbni Seyyidünnâs el-Ya'murî (ö. 734/1334) tarafından yazılan ve el-Câmi'in üçte ikisini ihtiva eden yarım kalmış bir şerhtir. DİA -Çeviren-) , İbnu'l Arabî El-Malikî'nin Âridatu'l Ahvezî isimli eseri bunlardan bazısıdır. Âridatu'l Ahvezî, orta büyüklükte olan güzel bir eserdir. Kelam'dan bazı basit sözler olsa da fıkhi meseleler gözetilmiştir. Ayrıca kitap, isnadın incelikleri konusunda da muhtasardır. Fakat baskısı kitabın kendisinden faydalanılamayacak halde kötüdür. Es-Sâvî, Et-Tâzî matbaalarında basılmıştır. Baskıları da son derece kötüdür. Bizdeki olan nüshasındaki düzeltmeler kitaptan çok daha fazladır. Hadislerin ve şerhlerin çıkması, İbnu'l Arabî'ye ait olmayan sözlerin dahil edilmesi, Tirmizi'ye ait olmayan sözlerin içerisinde katılması söz konusudur. Kitabı basmak istediklerinde Şeyh Ahmed Şakir'den Camiu't Tirmizi nüshasını ödünç almak istemişlerdir. Şeyh Ahmed Şakir'in kendi nüshasının üzerinde talikleri vardır. Bu nüshanın içerisine hadislerin genelini dahil etmişlerdir. Buradan da bu baskının değeri anlaşılmaktadır. Âridatu'l Ahvezî'nin kendisine ait nüshaları araştırılsa, tahkik edilip, yazarın murad ettiği ortaya çıkarılsa, basit itikadi yanlışlarına da talik düşülse, işte o zaman kitap -tam olarak gayeyi karşılamasa da- bir boşluğu kapatmış olur. Buna rağmen kitap faydalı olup, içerisinde faydalar ve İbnu'l Arabî'ye ait olan ve başka yerde bulunmayan incelikler vardır.

En-Nefhu'ş Şezî de İbni Seyyidünnâs'ın eseridir. Bu da en faydalı, en mükemmel, en hoş kitaplardan bir tanesidir. İbni Seyyidünnâs bu kitabı tamamlamamış, Hafız El-Irakî tamamlamış ve buna dair çaba göstermiştir. Oğlu Ebu Zur'â'nın da kitaba dair tamamlaması vardır. Yine Sahavî'nin de tamamlaması vardır. Kastımız, İbni Seyyidünnâs'ın bu kitabı alanında önemli bir yeri vardır. Hafız El-Irakî'nin çalışmasının önemi de ondan aşağıda değildir.

— Aynı isimle mi tamamlamıştır?

Evet. Fakat iki cilt dışında basılmamıştır. Bu da Şeyh Ahmed Muabbed ve tanıdığımız seçkin ve bu alanın ehli olan bir doktor tarafından tahkik edilmiştir.

Sonuç olarak İbni Seyyidünnâs'ın Câmiu't Tirmîzî'ye olan şerhi istifade edilecek bir kitaptır. Kitabın mukaddimesi de -İbni Seyyidünnâs'ın mukaddimesi- başka yerde bulunmayan çarpıcı ıstılahî tercihleri vardır. Hatta ondan mustalah kitaplarına çokça nakil de yapılmıştır.

Bir de Mubarekfûri'nin Tuhfetu'l Ahvezî isimli eseri var. Bir çok ilim talebesi, bu kitapların etrafında yazılanların hepsini toplamaya uğraşmamaktadır. Örneğin diyor ki; Ben ikisinden sadece bir tanesini almak istesem Âridatu'l Ahvezî'yi mi almalıyım? Yoksa Tuhfetu'l Ahvezî'yi mi? Biz, Tuhfetu'l Ahvezî'yi almasını söyleriz. Çünkü bu kitap, şerhin istenilen tüm unsurlarını yerine getirmiştir. İbnu'l Arabî'nin şerhinde (Âridatu'l Ahvezî) bazen yeni bir şerh bulursun. Bazen şerhinde alakasız, birbirinden kopuk şeyler bulursun. Bazen de dayandığı nüshaya karşı çıktığını ve baskının kötü olduğunu görürsün. Fakat bu görünen bu duruma göre Tuhfetu'l Ahvezî çok daha fazla tercihe şayandır. Aynı şekilde Mubarekfûri, Tirmîzî'nin gösterdiği şekilde hadisleri tahric ederken 'Bu babta' demektedir.

Bunun dışında Suyuti'nin bu kitaplara yaptığı çok kısa muhtasarı vardır: 'Kûtu'l Muğtezi Alâ Camiî't Tirmîzî'. Az önce de söylediğimiz gibi bunu da ihtisar eden El-Becem'avî'nin 'Nef'û Kûtu'l Muğtezi' adlı şerh de vardır.

Bunların yanında bir de Şeyh Ahmed Şakir'in Tirmîzî'ye talikleri vardır. Bu da ilim talebesi için olmazsa olmazdır. Bu kitap aynı zamanda kitapların tahkik metodunu da göstermektedir.

— Aynı Sünen'ler gibi basılmış mıdır?

Camiu't Tirmizi, Şeyh Ahmed Şakir'in tahkiki ile iki cilt hâlinde basılmıştır. İlim talebesi, tashih konusunda ve tahkik metodu konusunda bundan çok istifade edebilir. Ahmed Şakir ile bazı ravilerin sikalığı ve zayıflığı konusunda bazen ihtilaf edebilmekteyiz. Taliklerinde yirmiden fazla raviyi sika görmüş, fakat ilim ehlinin cumhuru/çoğunluğu bunların zayıf olduğunu söylemişlerdir. Onunla bu konuda ayrılığa düşmekteyiz. Fakat bu, ondan istifade etmeyeceğimiz anlamına gelmez. Şeyh, tahkik konusunda adeta bir okuldur. İmam Şafiî'nin risalesine yapmış olduğu tahkik, yüksek öğrenimde örnek almak için araştırma sınıflarında ders olarak verilmesi gerekir.

Ebu Abdurrahman En-Nesâî'nin Süneni'ne gelecek olursak; önemine, içerisindeki ahkam hadislerin sayısına ve babların girişlerinde işaret ettiği illetlere rağmen tam bir şekilde -rical, metinler, tashih ve tad'îf (zayıf olduğunu belirtme) yönünden- şerh edilmeye çok ihtiyacı vardır. Yani bu illetli olan babların girişleri önceliklidir. Şüphesiz ki babların girişlerindeki işaret ettiği bu illetler kitabın şerh edilmesindeki engeldir. Nesâî'nin Suyuti'ye ait muhtasar şerhi mevcuttur. İsmi Zehru'r Rubâ Ale'l Mücteba'dır. Yine Sindî'nin Nesâî'ye haşiyesi de mevcuttur. Bu konuda çok ihtiyaç olup, bunlar istenileni karşılamamıştır.

Nesâî hakkında çok uzun ve muasır bir şerh vardır. İsmi 'Zahîretu'l Ukbâ fî Şerhi'l Müctebâ'dır. Şeyh Muhammed bin Ali Âdem Etyûbî. Bu kişi, Mekke'de Daru'l Hadis'te hocadır. Bu şerh çok uzun olup kırk cilde ulaşmıştır. Bana bu hocanın bu uzunluktan yarı yarıya vazgeçtiğini söylendi. Bu kişi de bu çok uzun şerhten dokuz cilt çıkartmıştır. Şarih, ravileri ele alıp her birinin biyografisini aktarmış ve ravi hakkında söylenilen her şeyden de bahsetmiştir. Bu da bitecek bir şey değildir. Ancak konuların toplanması, okuyucuya fayda verir. Hususen ümmetin bu gibi kitaplara da çok ihtiyacı vardır ve saha neredeyse ilim talebesine yardım eden bir şerhten yoksundur.

Nesâî'nin Sünen'i üzerine yapılan Selefi haşiyeler de mevcuttur. Hindistan'da büyük bir ciltte basılmıştır. Daha sonra Şeyh Ebu'l Eşbâl'ın katkılarıyla beş cilt hâlinde basılmıştır. İçerisinde bir takım faydalar, değerli ve nadir bilgiler mevcuttur.

Sünnet kitapları gerçekten şerh edilmeye muhtaçtır. Önceki şerhler toplanmalı, ilim talebelerinin anlayacağı şekilde şekillendirmeli/formüle edilmeli ve bu hadislere delalet eden mevcut olaylar da eklenmeli ve bu hadislerden çıkan delillerden istinbat edilmesi sağlanmalıdır.

Altıncı kitap ise, Sünen-i İbni Mâce'dir. Bu çoğunluğun yanında altıncı kitaptır. Bunu Kütüb-i Sitte'ye ilk kez dahil eden Ebu'l Fadl İbni Tahir'dir. İbnu'l Esir ve ondan önce Rezin Tecridu'l Usul'de onun yerine Muvatta'yı altıncı kitap olarak belirlemişlerdir. Darimi'yi de altıncı kitap olarak belirleyenler de vardır. Fakat Ebu'l Fadl İbni Tahir'den sonra bütün insanlar İbni Mace'yi ziyade ve faydalarından dolayı altıncı kitap olarak görmeye devam ettiler.

İbni Mace'nin şerhleri çok fazladır. Fakat bunlardan mevcut ve basılı olan ise azdır. Bunlardan birisi, Moğoltay Alaâddin bin Kılıç El-Hanefî'nin şerhidir. Bu uzun, güzel ve faydalı bir şerhtir. Fakat Sünenler'de üç yüzden fazla hadisi bırakarak mukaddimeyi şerh etmemiş, taharet bablarından başlamış, sonra ibadetleri sonuna kadar tamamlamıştır.

Bir de Suyuti'nin Mibahu'z Zücace isimli şerhi vardır ve çok kısadır. Onun muhtasarı da Nuru Misbahi'z Zücace'dir. (El-Becem'âvi'nin muhtasarlarıdır. Yukarıda geçti. -Çeviren-) O kadar kısadır ki koca kitabın şerhi yüz sayfaya yakındır.

Sıbt İbnu'l-Acemî diye anılan Burhaneddin El-Halebî'nin şerhi vardır. Bu da basılmamıştır. Ebu'l-Hasan, Muhammed bin Abdülhadi es-Sindi'nin haşiyesi ise basılmıştır. İçerisinde de faydalar ve incelikler mevcuttur. Bir başka eser de Zevâidu Sünen-i İbni Mâce olup bu da Siraceddin bin Mulkîn'in eseridir. Bu zatın ayrıca Zevaidu'n Nesâî, Zevâidu't Tirmîzî isimli eserleri vardır. Zevaid isimli eserleri ile ilgilenmiş ve bunları şerh etmiştir. Zevâidu İbni Mâce Şerhi sekiz cilt olup, uzunca bir şerhtir. Bunun dışında da bir çok şerh vardır.

 

Özcan YILDIRIM,

Tevhid Dergisi İçin Çevirmiştir.

 

Bu Sayfayı Paylaş :