Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Tevhidi Bir Cemaat Ne Değildir Kerem ÇAĞLAR

2012-06-01

 

"Dinlerini parçalayan ve bölük börçük olanlardan olmayın. Bunlardan her fırka kendilerinde olanlarla böbürlenirler." (30/Rum, 32)

Cemaat; kendileri için varlık sebebi ve mücadelenin yegane amacı olduğunu iddia ettikleri tevhid akidesini her zeminde, olur olmaz gerekçelerle sürekli olarak gizleyen ya da perdeleyen takiyeciler camiası değildir.

Cemaat; itikad ve hâkimiyet mefhumu arasında ayırım yaparak yönetim kademelerinde her kim olursa olsun gayri İslami demokratik laik rejimin meşruiyetine cevaz verme cürmü işleyen malumat furus ukala konseyi değildir.

Cemaat; şirk düzenini korumak ve kollamakla görevli olan ve uluslararası haçlı ordularına, cihad bölgelerinde az sayıdaki mücahitlere yönelik ahlaksız savaşında lojistik, nakliyat ve istihbarat desteği sağlayan bir ordunun saflarında bulunmaz, o orduya velev ki bir patates soymak için asker vermez.

Cemaat; tağuti düzenin şirk partilerinin mebzul miktar oy deposu, arka bahçesi, çantadaki kekliği ya da munis ve itaatkâr kitlesi değildir.

Cemaat; kendilerine uzatılan her halatı Hablulah/Allah’ın subhanehu ve teâlâ ipi zanneden, onu da tel tel ayırıp işine, hoşuna ve kolayına gelene tutunarak böylece ‘ümmet’ olduklarını vehmeden hizipler/gruplar değildir.

Cemaat; davanın açık, net, anlaşılır ve doğru istikametinde yol almayıp ayakları kaydıran kaygan zeminlere yönelen daimi maslahatçılar camiası değildir.

Cemaat; duyguları tevhid akidesine galebe çalarak İslam ve küfür konusunda hüküm vermede insanların örf ve geleneklerini esas alan ‘hakka, batılı karıştırma’ mekanizması değildir.

Cemaat; zalim tağut ile adaletli tağut arasında şirkleri ve tuğyanları itibariyle asla ayırım yapmaz, birini diğerine tercih etmez.

Cemaat; tevhid akidesini ve nebevi menheci hafifseyip tüm enerjisi ile maddi üretime, mimariye, edebiyata, kültürel etkinliklere, resim, tiyatro ve sinemaya yönelenler topluluğu değildir.

Cemaat; küfür sistemi içerisinde yer edinip görev alarak aynı zamanda tevhid daveti yapılabileceğini iddia eden bir aymazlar cemiyeti değildir.

Cemaat; davet için modern vasıtalar kullanacağım diye inanç ve prensiplerinden taviz verenler, verilen tavizler sonrası tekrar ve daha büyük tavizler vermek zorunda kalan dirayetsiz ve ehliyetsizler topluluğu değildir.

Cemaat; muhaliflerinin iyi niyetli olmayan eleştirilerinin hedefi olsa da davet çalışmalarını bırakmak veya yavaşlatmak suretiyle bunlara cevap yetiştirme gayretinde bulunan bir topluluk değildir.

Cemaat; halka ulaşayım derken Hak’tan uzaklaşmak; tamiri ve telafisi belki de mümkün olamayacak ölümcül bir tahribatın vebalini üzerine alan ‘muslih’ etiketli yıkım elemanları kümesi değildir.

Cemaat; tartışması sürekli uzlaşmaz olup, Allah subhanehu ve teâlâ tarafında kendisine buğz edilen kişilerin bulunduğu bir insan grubu değildir.

Cemaat; okumayan, dinlemeyen, öğrenmeyen, ihlâsla amel etmeyen, ameline süreklilik göstermeyen, ilmi sermayesini paylaşmayan, işlemeyen, ışıldamayan, okumayan, hayat menbaı olmayan fertleriyle; durgunluktan yosunlaşmış, bozulmuş ve kokuşmuş derin çukurdaki su birikintisi gibi değildir.

Cemaat; davası ve kardeşlerinden çok nefsini ve menfaatlerini düşünen, kardeşlerinin iyiliği için hiçbir fedakârlıkta bulunmayan, dertsiz, gamsız, sorumsuz, sergerde/başı buyruk kimselerin toplandığı kahvehane milleti değildir.

Cemaat; halkın nezdinde kabul görmek için Allah subhanehu ve teâlâ katında makbul olmayan yol ve yöntemlerle muvaffak olma hayalleri kuran bulanık zihinler bölüğü değildir.

Cemaat; sözün ehil olmayanın ağzında olduğu, gücün adil ve muttaki olmayanların elinde bulunduğu ve malın, infak etmeyenlerin yetkisinde olduğundan işlerin de değerini yitirdiği bir topluluk değildir.

Cemaat; kimsenin bir diğerini dinlemediği, her kafadan bir sesin çıktığı, fikir birliği olmadığı için amel/eylem birliğinde olmadığı kuru bir kalabalık değildir.

Cemaat; hayatın var oluşunun nedeni olan Tevhid akidesine gönüllerini ve gözlerini kapattıktan sonra, sokaktaki su birikintilerinden, paçalara sıçrayan kirli suyun ve öldürdükleri sivrisineklerin kanının, elbiseleri üzerinde bıraktığı kan izlerinin fıkhını tahsil eden talebeler topluluğu değildir.

Cemaat; tevhidi tevhin ettiği (gevşetip zayıflattığı) için pusulalarını şaşıranlar, yüreklerinin altından kalkamayanlar, birkaç gün ilerisini dahi endişeyle gözleyenler, mazilerine daima hasret penceresinden bakanlar, duygularındaki karmaşayı bir türlü çözemeyenler, gönüllerindeki bedbahtlıktan kurtulamayanlar ve akıl tutulması yaşayanlar yekunu değildir.

Cemaat; tevhid davetçisinin beşeri olmasından kaynaklanan en küçük zellesine/hatasına davul çaldığı halde şirk önderlerini ‘hoşgörü, kardeşlik ve muhabbet’ ile kucaklamakla kalmayıp onları tevhid ağacının bir dalı olarak görerek cennetlik ilan edenler güruhu değildir.

Cemaat; hak, eşitlik, özgürlük adına kadınları evlerinden çıkaran, ailelerinden uzaklaştıran ve çocuklarından kopararak sosyal ve ahlaki yozlaşmaya zemin hazırlayıp sebep olan çağdaş din tüccarlarının ‘sermayesi’ değildir.

Cemaat; dinin özünde hiçbir şey olmayan bidatleri yaşatıp yaygınlaştırmakla kalmayıp yeni ve modern bidatler icat edenler güruhu değildir.

Cemaat; kalplerinin rikkati/yumuşaması için şiir terennüm edip şarkılar söylerken sazlar ve çengiler eşliğinde kendilerinden geçen musıkişinas cemiyeti değildir.

Cemaat; şirk ve küfür ideolojilerinin bazı İslami terimlerle etiketlendirildiği için belirsizlik, kapalılık, cehalet ve karışıklık mazeretlerine sığınanların ‘örümcek ağları’ değildir.

Cemaat; yöneticilerin ve sıradan insanların teveccühüne mazhar olduğunda sıcağa maruz kalıp genleşerek hacmi büyüyen, boyutları ve değerleri değişen metaller ve cisimler yığını değildir.

Cemaat; suretleri ve dış görünümleri ile yüce şahsiyeler olarak görülen fakat hakikatte sapkın tevilleriyle tevhidi bozmalarından ötürü yol kesici eşkıyalardan dahi daha tehlikeli olan ‘bilgin’ sıfatlı kimselerin yol gösterici olduğu camia değildir.

Cemaat; konuşmalarıyla kalabalıkları galeyana getirip, yazdıklarıyla edebiyatın kabuğunu soyduğu halde ‘adalet sahibi’ olarak gördüğü tağuta velayet veren saptırıcı önderlerin fevc fevc şirke doğru sürüklediği iradesiz ve dirayetsiz mutaassıplar topluluğu değildir.

Bu Sayfayı Paylaş :