Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Veda Haccı MAHİ

2017-11-15

 

Rafi duyduklarını bir türlü aklından çıkaramıyordu. Geceleri uyuyamıyor hep Rasûlullah'ı düşünüyordu. Onsuz Medine'de nasıl yaşayacaktı? Bunu hayal dahi edemiyordu .

Rafi bu düşünceler içindeyken herkes Rasûlullah'ın hac yapacağını duymuş ve hazırlıklara başlamıştı. Peygamberimiz ile hac yapmak büyük bir ayrıcalıktı. Bu nedenle sadece Medine'den değil birçok beldeden Müslümanlar hac için harekete geçmişti. Peygamberimizin eşleri de onunla beraber gelecekti.

Rafilerin evde de hummalı bir hazırlık vardı. Bütün şehir hareket halindeyken bir tek Rafi hazırlık yapmıyordu. Elbette ki Canım Peygamberim ile hac yapmaktan mahrum olmak istemezdi. Fakat Canım Peygamberim'in kendilerinden ayrılacağını düşünüyor olmak onu her şeyden soyutlamıştı. Günlerdir asık bir çehre ile evde bir köşede oturuyor oluşu annesinin dikkatini çekmişti. Nasılsa gelip anlatır diye düşünmüştü. Fakat belli ki Rafi'nin anlatmaya niyeti yoktu. Şefkatle yaklaşarak sordu:

__ Oğlum, neyin var?

Rafi omuzlarını silkelemekle yetindi, cevap vermedi. Annesi yanına oturdu, başını okşadı:

__ Seni üzen bir şeyler olmalı?

 Rafi suskundu.

__ Konuşmayacak mısın?

Başını kaldırdı, annesinin yüzüne baktı:

__ Sen 'İza Cae' suresini biliyor musun?

__ Elbette biliyorum oğlum.

__ Peki bu surenin Canım Peygamberim'in vefatına işaret ettiğini biliyor musun?

Annesi cevap vermedi. Sorusunu yeniledi:

__ Bu surenin Canım Peygamberimizin vefatına işaret ettiğini biliyor musun?

Annesi sadece başını salladı .

__ Bir sorum daha olacak anne. Onun vefat edeceğini bile bile nasıl hayata devam ediyorsunuz? Ben, ben onsuz yapamam, dedi ve ağlamaya başladı.

Annesi de onunla beraber ağlıyordu. Elbette ki Rasûlullah'ın yeri herkesin kalbinde çok özeldi. Her mümin onu kendi nefsinden daha çok seviyordu; ona zarar gelmesini asla istemiyor, hatta üzülmesine bile dayanamıyorlardı. Oysa şimdi belki de çok yakın bir zamanda ondan ayrılacaklardı. Mescit bomboş kalacak, hutbe verdiği kürsü boşalacak, Medine yetim kalacaktı. Bu bütün Müslümanlar için çok büyük bir acı idi; fakat bir gerçek de vardı ki o da bütün rasûller görevlerini tamamladıktan sonra vefat etmişti. İşte şimdi sıra Canım Peygamberim'e gelmişti. Annesi Rafi'ye hiçbir şey söylemedi. Birlikte ağladılar. Rafi kalkıp odasına geçti. Tarih defterini alarak geçmişe dair ne kadar yazı varsa okudu. Gün çoktan ağarmıştı. Namaz için evden çıktı. Mescide gittiğinde insanlar arasındaki tek konuşma konusunun hac hazırlığı olduğunu fark edince, eve gelir gelmez hazırlık yapmaya başladı. Yaşadığı üzüntünün kendini salih bir amelden alıkoymasını istemezdi. Ve beklenen an gelmişti. Nebi, eşlerini de alarak kırk bin Müslümanın katılımıyla Medine'den ayrıldı. On gün süren yorucu yolculuğun ardından mikat mahaline geldiler ve ihrama girdiler. Medine dışından da binlerce insan katılmıştı hacca. Yaklaşık yüz yirmi bin kişi vardı. Lebbeyk sedaları yeri göğü inletiyordu... Karada ve semada ne kadar canlı varsa bu sesi dinliyor eşlik ediyordu...

"Buyur Allah'ım buyur. Senin ortağın yoktur. Hamd sanadır. Nimet senindir. Mülk senin. Senin ortağın yoktur."

 

Bu Sayfayı Paylaş :