Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Özcan YILDIRIM

"İncire ve Zeytine Andolsun…"

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ (1) وَطُورِ سِينِينَ (2) وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ (3) لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ (4) ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ (5) إِلَّا الَّذِينَ آَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ (6) فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ (7) أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ (8)

Er-Rahman ve Er-Rahim olan Allah’ın adıyla (okumaya başlıyorum).

1. Andolsun incire ve zeytine,

2. Sina’daki Tur Dağı’na,

3. Ve bu güvenli beldeye.

4. Andolsun ki insanı en güzel surette yarattık.

5. Sonra onu esfel-i safiline (aşağıların aşağısına) çevirdik.

6. İman edip salih amel işleyenler müstesna. Onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır.

7. (Ey insan!) Bundan sonra dini/hesabı sana yalanlatan şey nedir?

8. Allah, hükmedenlerin en hâkimi değil mi?

Allah'a hamd, Resûlü'ne salât ve selâm olsun…

Duha ve Şerh/İnşirah surelerinin ardından -Allah izin verirse- Tin suresine dair mülahazalarımızı paylaşmaya ve üzerinde düşünmeye çalışacağız. Çaba bizden, tevfik Allah'tandır.

Surenin Genel Tanımı

Sure sekiz ayettir. İsminde herhangi bir farklılık yoktur. Bir kısım âlimler Medeni olduğunu söylese de sure Mekki'dir.

Bir önceki sure olan Şerh/İnşirah suresi daha çok Resûlullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem durumundan, onu teskin eden birtakım hususlardan bahsetmişti. Bu sure ise, insanın yaratılışının güzelliği, mükemmel oluşu ve bunun muazzam bir nimet olduğundan bahsetmektedir. Daha sonra ise insanın bu nimetlere karşılık ortaya koyacağı amellere göre hangi zümreden olacağına değinmektedir.

Muhtevası

Sure, insanın iki durumunu açıklamaktadır.

1. İnsanın saygın kılınması: Allah subhanehu ve teâlâ öncesinde dört farklı hususa yemin ettikten sonra insanın en güzel biçimde yaratıldığından bahsetmiştir.

2. İnsanın seviyesinin düşmesi: Bu da Allah'ın kudretine delalet eden kesin delillerin varlığına rağmen, insanın isyan, fısk ve küfür sebebiyle esfel-i safiline düşmesidir.

Allah subhanehu ve teâlâ ayetlerdeki bu iki durumda, bazılarının ahsen-i takvim üzere yaşantılarını sürdürdüklerini, bazısının ise Allah'ın kendilerini izzetli kıldığı bu durumdan yüz çevirip aşağılık bir insan olduklarından bahsediyor. Sonunda ise kendi zatının "hâkimler hâkimi" olduğundan bahsederek, adaletine işaret ediyor.

■■■

Surenin fazileti ile ilgili Berâ b. Azib'ten şu rivayet varid olmuştur:

"Resûlullah yolcuğu sırasında iki rekattan birinde Tin suresini okuyordu. Ondan daha güzel sesli okuyanını görmedim." [1]

وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ (1) وَطُورِ سِينِينَ (2) وَهَذَا الْبَلَدِ الْأَمِينِ (3)

"Andolsun incire ve zeytine, Sina'daki Tur Dağı'na, Ve bu güvenli beldeye." [2]

Sure, iki tane bitkiye yemin ile başlıyor: İncir ve zeytin…

Burada incir ve zeytinden kastın ne olduğu konusunda iki görüş bulunmaktadır:

1. Bundan kasıt iki bitkidir.

İbni Abbas radiyallahu anh: "Bu sizin bildiğiniz incir ve zeytindir." demiştir.

Ayetleri bu yönüyle tefsir edenler, Allah'ın bu iki ürün türüne yemin etmesinin onlarda bulunan pek büyük ve üstün yararlar olduğuna dikkat çekmişlerdir.

"Sizin için gökten su indiren O'dur. (O sudan) sizin için içecek de vardır ağaç/otlak da vardır. Ve (hayvanlarınızı o sudan biten otlakta) yayarsınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her meyveden bitirir. Şüphesiz ki düşünen bir toplum için bunda (Allah'ın lütuf ve ihsanına işaret eden) ayet vardır." [3]

Allah'ın subhanehu ve teâlâ indirmiş olduğu her bir nimet, insanoğlunun mutlak yararınadır. Bunun yanında hususen bir nimete dikkat çekilmesi ve bir de Allah'ın bunlara yemin ederek dikkat çekmesi, onun faydasının diğerlerine göre daha fazla olduğunu gösterir.

Mesela inciri kısaca ele alalım… Güneybatı Asya/Ön Asya ve Doğu Akdeniz havzası bu ürünün anavatanıdır. Meyvesi, çekirdekleri, kabuğu, yaprakları, reçinesi ve kökleri ilaç olarak kullanılmaktadır. Birçok hastalığa deva niteliğindedir.

Ekoloji/Çevrebilim uzmanları da incir ağacının tükenmesinin -yüzlerce canlıyı beslediğinden- doğal hayatın yok olmasına sebep olacağını ifade etmişlerdir.

Bunun yanında ağacı da daima sembolik ve tarihi bir anlam taşımıştır. Eski kültürlerde ve kabilelerde iktidar sembolü olmuştur. Eski Mısır, Sümerler, Romalılar, Antik Yunan ve Osmanlı'da incir ağacından izleri görmek mümkündür. İncir ağacı adeta medeniyetlerin simgesi hâline gelmiştir.

Zeytin ve ağacı da böyledir. Zeytin hakkında ayet ve hadisler de mevcuttur.

"Sizin için gökten su indiren O'dur. (O sudan) sizin için içecek de vardır ağaç/otlak da vardır. Ve (hayvanlarınızı o sudan biten otlakta) yayarsınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her meyveden bitirir. Şüphesiz ki düşünen bir toplum için bunda (Allah'ın lütuf ve ihsanına işaret eden) ayet vardır." [4]

"Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde kandil bulunan bir oyuk (tan yayılan ışığa) benzer. Kandil de bir camın içindedir. Cam, inciyi andıran bir yıldız gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Onun yağı, neredeyse ateş ona dokunup (tutuşturmasa dahi) ışık verir. Nur üstüne nurdur. Allah, dilediğini nuruna hidayet eder. Allah, insanlara misaller verir. Allah her şeyi bilir." [5]

"O, gökten su indirendir. O (suyla) her türlü bitkiyi çıkardık. O (sudan) bir yeşillik çıkardık. Ondan da birbiri üstüne binmiş taneler çıkarırız. Hurma ağacının tomurcuğundan (yere) sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen ve benzemeyen üzüm, zeytin ve nar bahçeleri... (O bahçeler) meyve verdiğinde meyvesine ve olgunluğuna bakın. Şüphesiz ki iman eden bir topluluk için bunda (ibret alınıp, Allah'ın azamet ve gücünün anlaşılacağı) nice ayetler vardır." [6]

"Asmalı ve asmasız bahçeleri, yemişleri farklı farklı hurma ve ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narı inşa edip, var eden O'dur. Meyve verdiğinde meyvelerini yiyin, hasat zamanı da hakkını (zekât, infak, sadaka) verin. İsraf etmeyin. (Çünkü) O, müsrifleri sevmez." [7]

"Zetinyağı yiyiniz ve zeytinyağıyla yağlanınız." [8]

2. Bunlardan kasıt yetiştiği mekândır.

Allah'ın subhanehu ve teâlâ sonraki iki ayette iki farklı mekan "Tur-i Sina" ve "Emin Belde" diye zikrettiği Mekke'den bahsetmesinden hareketle böyle bir yaklaşımda bulunmuşlardır. Yani, bu iki ürünün (incir ve zeytin) yetiştiği bölge kastedilmiştir. Zira bu iki ürün, o bölgelerle özdeşleştiği için bundan da Şam ve Filistin/Beytu'l Makdis'e işaret edilmiştir.

İbni Kayyım rahimehullah şöyle demiştir: "Bu iki ağacın yetiştiği yerin kastedilmesinde bir mani yoktur. (Ayet bu manaya hamledilebilir). Çünkü bu iki ağacın yetiştiği yer de kutsal topraklar arasında yer almaktadır. Dolayısıyla ayetlerdeki yemin hem bu iki ağacı hem de yetiştikleri yeri kapsar. Bu toprak, Allah'ın kulu, Resûlü ve kelimesi Meryem oğlu İsa'nın ortaya çıktığı topraktır. Sina dağı ise, Allah'ın kulu, Resûlü ve konuştuğu peygamber olan Musa'nın aleyhisselam ortaya çıktığı yerdir. Çünkü bu dağ, Musa'nın Allah'a yalvardığı, O'nunla konuştuğu, Allah'ın kendisini Firavun ve kavmine peygamber olarak gönderdiği dağdır.

Bunun ardından yüce Allah, emin belde olan Mekke'ye yemin etmektedir. Bu belde, son peygamberin ve ademoğullarının efendisi olan Muhammed'in salllallahu aleyhi ve sellem ortaya çıktığı beldedir." [9]

Ayetlerde yemin edilen yerlere baktığımızda neredeyse tüm peygamberlerin geldiği topraklar buralardır. Allah subhanehu ve teâlâ vahyini bu topraklar üzerinden insanoğluna ulaştırmıştır. İnsanlık tarihi vahyin buralardan zuhur etmesiyle başlamış ve kıyamete kadar devam edecek olan iman ve küfrün savaşı burada cereyan etmiştir. Bu topraklarda başlayan tevhid davetinin nasıl tutuşturulduğunu, insanların buna nasıl karşılık verdiğini hatırlatıyor bize ayetler… Kimisi insanlığın kurtuluşu olan bu mesaja kulak verip, bu çağrıya icabet edip, Allah'ın elçilerinin yanında saf tuttular. Canları, malları ve evlatları pahasına elçilerin yolunu yol edindiler. Hapsedildiler, sürgün edildiler, envai çeşit işkencelerle köklerinden sarsıldılar, insanoğlunun hafsalasını almayan yöntemlerle öldürüldüler… Kimisi de elçilere karşı çıkıp, çağın firavunlarının kendi boyunlarına zillet yularını geçirmesine müsaade ettiler. Allah'a kulluğun izzetine karşılık; zalim, müstebid ve azgınlara köleliğin zilletini tercih ettiler.

Bu ayetleri tilavet ediyoruz. Fakat ayetlerin anlattığı bu mesajı, tarihin tozlu sayfalarında yer alan ve yer yer anlatıp; yer yer kaleme döktüğümüz bu bilgi hazinesi değil, bunu canlı kanlı yaşanabilirliğini göstermeli ve bu çağrıya davet etmeliyiz. Aksi hâlde şahit ümmet olma vazifesini yerine getirmemiş oluruz.

"Siz insanlara şahit olasınız, Resûl de size şahit olsun diye sizi vasat/seçkin/hayırlı bir ümmet kıldık." [10]

"Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun." duamız ile…

Özcan YILDIRIM

4 No'lu L Tipi Kapalı Cezaevi

Silivri/İSTANBUL

 

[1]       .   Buhari

[2]       .   95/Tin, 1-3

[3]       .   16/Nahl, 10-11

[4]       .   16/Nahl, 10-11

[5]       .   24/Nur, 35

[6]       .   6/En'am, 99

[7]       .   6/En'am, 141

[8]       .   Tirmizi

[9]       .   Bedâiu't Tefsir

[10]      .   2/Bakara, 143

Bu Sayfayı Paylaş :